MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesi’nce verilen 16/07/2013 gün ve 2011/127-2013/339 sayılı kararı bozan Daire’nin 17/04/2014 gün ve 2013/17900-2014/7634 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin eğitim ve öğretim sektöründe 2002 yılından bugüne kadar faaliyet gösterdiğini, bu faaliyetlerinde "..." ibaresini 2002 yılından itibaren fiilen kullandığını, davalının 09.,16., 41. ve 43. sınıflar için 2003/15175 kod nolu marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya itiraz edildiğini ve itiraz üzerinde markanın davacı tarafından uzun süreli kullanımı nedeniyle "eğitim ve öğretim hizmetlerinin" markasından çıkartılmasına karar verildiğini, kalan mal ve sınıfları için 2003/15175 kod nolu markasının tescil edildiğini, bu sırada davacının 2002 yılından beri kullandığı markasının tescili için 38. ve 41. sınıflar açısından 2004/11394 kodlu marka başvurusunda bulunduğunu, markanın 21.06.2006 tarihinde tescil edildiğini, kötü niyetli davalının "...+şekil" ibareli markası tescil edilmediği halde, yanına bir takım eklemeler yaparak "eğitim ve öğretim hizmetlerini" de kapsayacak şekilde, 2006/00388 ve 2006/00389 tescil nolu marka başvurularında bulunduğunu, bu başvuruları hukuka aykırı olarak tescil edildiğini öğrendiklerini, 556 sayılı KHK’nın 8/l-a ve b; 8/3, 8/5 maddeleri hükümleri gereğince davalı markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş; birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili asıl davada, davacının iddia ettiği gibi halk arasında taraf markaları arasından karıştırılma ihtimali yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, davalı markalarında ayırt edici ibareler bulunduğunu, davacının dayanak markasının farklı ürünler için tescilli olduğunu savunarak, asıl davanın reddine karar verilmesini; birleşen davada, "..." ibaresini davalıdan önce 1997 yılında eğitim ve öğretim hizmetleri başta olmak üzere ciddi bir şekilde kullandığını, müvekkili davacı adına tescilli 2003/15175, 2006/00388 ve 2006/00389 sayılı markaları bulunduğunu, davalıya ait 2004/11394 tescil nolu markanın 556 sayılı KHK’nin 7/1-c, 8/3, 8/4, 35. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 13/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.