MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen11/02/2014 tarih ve 2013/42-2014/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” esas unsurlu markaları bulunduğunu, “...” ibaresinin sektörde müvekkili tarafından yoğun olarak kullanıldığını, anılan ibarenin müvekkilinin ticaret unvanında da yer aldığını ve müvekkili tarafından seri marka olarak kullanıldığını, müvekkilinin bu ibare ile tanındığını ancak, davalı şirketin müvekkili markaları ile karıştırma ihtimaline sebebiyet verecek derecede benzer nitelikteki “... TEKNOLOJİ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere 2010/... no'lu başvurusuna yapılan itirazın reddine karar verildiğini oysa, başvurunun esas unsuru olan “...” ibaresinin ilgili sınıflardaki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili tarafından kullanımla ayırt edici hale getirildiğini, davalının kötüniyetli olduğunu ve anılan markayı kullanmasının haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, TPE YDİK'in 2013-M-135 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarından sadece 2009/05936 sayılı ve "bank...+şekil" ibareli markanın 01 ile 45. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı için tescilli olup, diğer markaların çekişmeli 35. sınıf dışındaki bir kısım mal ve hizmetler ile davacının markasını fiilen kullandığı 36. sınıftaki “sigortacılık ve finans” hizmetlerinde tescilli olduğu, öte yandan davacının gerek itiraz gerekse yargılama sürecinde sunduğu deliller itibariyle 35. sınıfta da tescilli "bank...+şekil" ibareli markasını çekişmeli 35. sınıf hizmetler yönünden kullandığını gösteren hiçbir delil sunulmadığından davacının 35.
sınıfı da içeren bu markasının esasen bir koruma markası olarak tescil edildiği, başvuru ve davacı markalarının kapsamlarında yer alan 35. sınıftaki çekişmeli hizmetler aynı veya aynı tür olmakla beraber, davacı markalarının kullanımı ve tanınmışlık iddiasının 36. sınıf bankacılık ve finans hizmetleri ile bunlarla bağlantılı faaliyetler olup, aynı hususun davacının ticaret unvanı yönünden de geçerli olduğundan davacı markalarının çekişmeli hizmetler için kullanımla ayırt ediciliğinin arttığı ve tanınmışlık seviyesi yüksek bir marka olduğunu kabule imkan bulunmadığı, davalı başvurusu “... TEKNOLOJİ” ibaresinden, davacının itiraza mesnet ve çekişmeli 35. sınıfı kapsayan markasının asıl unsurunun "bank..." ibaresinden oluştuğu, gerek “...” ve “Teknoloji”, gerekse de davacının çekişmeli 35. sınıfta tescilli markasının asıl unsuru olan “bank...” ibarelerinin yüksek ayırt ediciliğe sahip olmayan işaretler olduğu, başvuru ile itiraza mesnet markalar işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer olmadıklarından çekişmeli mal ve hizmetler yönünden yeterince özenli, ortalama tüketiciler yönünden başvuru ile itiraza mesnet markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, aynı tespitin davacı ticaret unvanının ayırt edici ilavesi olan "BANK..." ibaresi yönünden de geçerli bulunduğu, diğer taraftan davacının bankacılık ve finansal faaliyetler için kurulmuş bir şirket olup, çekişmeli 35. sınıftaki hizmetlerde hiç bir faaliyetinin olmadığı, bu nedenle ticaret unvanına dayalı olarak 556 sayılı KHK'nın- 8/5 hükmü uyarınca başvuruyu engelleme koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.