Taraflar arasında görülen davada verilen 05.06.2012 gün ve 2010/6-2012/104 sayılı kararı onayan Daire’nin 19.09.2013 gün ve 2012/17166-2013/16193 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “” markasını uzun zaman önce ve 1991 yılında kapsamında muhtelif ülkelerde tescil ettirdiğini, ayrıca nezdinde başvuruları yapılan 2007/56188, 2007/08806, 2008/46514 ve 2008/38858 sayılı markaların da sahibi olduğunu, müvekkilinin Almanya’nın en tanınmış mağazalar zinciri bulunduğunu, aynı zamanda uzun yıllardır süren faaliyeti neticesinde yakından bilinen ve markalarına güven duyulan bir firma olduğunu, gerçekleştirilen tanıtım ve reklam faaliyetleri sonrasında yüksek satış rakamlarına ulaşan “ markasının başlı başına bir değer haline geldiğini, davalı tarafça başvurusu yapılan markasının görsel olarak müvekkiline ait markayla birebir aynı olduğunu, müvekkilinin kendi yarattığı özgün bir marka olan ve karşılığı bulunmayan bu ibarenin eskiye dayalı kullanımı sayesinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalı başvurusunda yer alan kelime ve şekil unsurunun müvekkili markası ile birebir aynı olması hususunun davalının kötü niyetli biçimde haksız yarar sağlama düşüncesini ortaya çıkardığını, davalıya ait 2002/16607 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebiyle açılan sayılı dosyasının temyiz aşamasında olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarında markayı oluşturan, kullanan ve bilinir hale getiren kişinin marka üzerinde öncelik hakkı sahibi olacağı hususunun vurgulandığını, müvekkilinin söz konusu marka için uzun yıllar boyunca para, emek ve mesai harcayarak markaya itibar kazandırdığını ve tanınmış bir marka haline getirdiğini,uyarınca iş bu markanın de tanınmış kabul edilmesi ve buna göre korunması gerektiğini belirtmekle sayılı kararının iptaline ve davalıya ait 2006/55415 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının tescilli kullandığı ve kendi imkânları ile belirli bir ticari seviyeye yükselttiği markaları nedeniyle tescilli markalarının
.../...
-2-
serisini oluşturmak düşüncesi ile hareket ettiği, davacı markasına yakınlaşma ondan yararlanma, iltibas yaratma kastı ile kötü niyetle hareket etmediği, başvurudaki asıl unsurun müktesep hak teşkil eden 2002/16607 kod nolu markası ile aynı olduğu, şekil unsurunun tali unsur konumunda olup, bu şeklin dahi önceki tescilli markası 2000/04596 kod nolu markasında var olan şekil olduğu kullanılan bu şekil unsuru nedeniyle davalının başvuruda kötü niyetli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı ve davalı başvurusunun önceki markanın serisi niteliğinde bulunması nedeniyle ve davalının müktesep hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.