Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 03/10/2012 gün ve 2006/54-2012/136 sayılı kararı bozan Daire’nin 25/10/2013 gün ve 2013/1567-2013/18862 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...'un sürücüsü, davalı ...'ün işleteni ve maliki, davalı ... şirketinin sigortacısı olduğu minibüste yolcu olarak bulunduğu sırada, aynı yönde seyir halinde bulunan davalı ...'in sürücüsü ve maliki olduğu araçla kaza yapması sonucu yaralandığını, maddi zarara uğradığını ileri sürerek, 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan 6111 SK gereğince SGK'nın davaya dahil edilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bu davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalılardan aleyhine açılan davanın reddine,diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne ilişkin verilen kararı süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiş olup, davacı süresinde temyiz kanun yoluna başvurmamakla birlikte mümeyyizin temyiz dilekçesi davacı tarafa tebliğ edilmeden dosya Dairemize gönderilmesi üzerine davacı tarafa katılma yoluyla temyiz hakkı tanınmadan temyiz incelemesi yapıldığından davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz hakkı bulunduğundan dilekçesinin incelenmesine geçilmiştir.
1-Dahili davalı diğer davalılarla birlikte hükmedilen tazminat miktarından sorumlu tutulması mümkün olmadığından, davacının dahili davalı SGK bakımından temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-HUMK’nın 433/2. maddesi uyarınca, süresinde temyiz talebinde bulunmayan tarafa temyiz hakkı tanınmış ise de, bu hakkın ancak temyiz eden kişiye karşı kullanılabilmesi olanaklı olup, davacı vekilinin cevabi temyiz dilekçesinin bir kısmının hükmü temyiz etmeyen davalılara yönelik olmasına göre, temyiz isteminin geçerli bir temyiz olarak kabulü mümkün bulunmadığından, davacı vekilinin bu davalılara yönelik temyiz isteminin HUMK’nın 432/4. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
.../...
-2-
3-İş bu ilamın Dairemizin 25.03.2013 tarihli ilamının eki sayılmasına ve davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesinin incelemesinin işbu ilamın taraflara tebliğinden ve dosyanın Dairemize tekrar gönderilmesinden sonra yapılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin dahili davalı yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz isteminin HUMK'nun 432/4. maddesince REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, karar düzeltme isteminin belirtildiği şekilde dosyanın Dairemize gönderilmesinden sonra yapılmasına, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 25.3.2014 tarihinde oybilirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy