Taraflar arasında görülen davada e verilen 23/10/2013 tarih ve 2013/375-2013/447 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirket hissedarı olduklarını, TTK'nın 531. maddesinde yer alan şirketin haklı nedenle fesih koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, müvekkillerinin davalı şirkette sahip oldukları payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri tespit edilerek kendilerine ödenmesi ve bu yolla müvekkillerinin davalı şirketten çıkmalarına, aksi halde kanunda ön görüldüğü şekilde duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme ulaşılmasına, bu taleplerini kabul edilmemesi halinde ise davalı şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6100 sayılı HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca tüzel kişilerle ilgili davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu, yetkili mahkemenin olması nedeniyle HMK'nın14/2, 114/1-ç, 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın HMK'nın 14/2. maddesi kapsamında şirketle ortaklar arasındaki uyuşmazlık niteliğinde olduğu, bu maddede öngörülen yetkinin kamu düzenine ilişkin kesin yetki hali olması ve davanın her aşamasında resen değerlendirmesi gerektiği gerekçesiyle, yetkisizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmesi üzerine mahkemece, 06.12.2013 tarihli ek karar ile davalı temyiz edenin yetki itirazı dikkate alınarak talebi doğrultusunda hüküm oluşturulduğu, talebi doğrultusunda karar verildiği, bu nedenle hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, davalı vekilinin talebi doğrultusunda karar verildiği, bu nedenle kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, temyiz isteminin reddine karar verilmişse de, 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. maddesi "Temyiz, kanuni süre geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz
isteminin reddine karar verir " hükmünü haiz olup, mahkemece, ancak temyiz isteminin süresinde olmaması halinde temyiz isteminin reddine karar verilmesi mümkün olduğundan, davalı vekilinin temyiz isteminde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek, temyiz isteminin reddine ilişkin 06.12.2013 günlü ek kararın kaldırılmasına karar verilip, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
2-Dosyadaki yazıların dayandığı delillere gerektirici sebeplere, HMK'nın 19/1. maddesi uyarınca mahkemece dava şartı olan kesin yetkinin gözetilmesinde ve HMK'nın 19/3. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin gösterilmesinde usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 06.12.2013 günlü temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy