Taraflar arasında görülen davada verilen 17/07/2012 gün ve 2010/33-2012/360 sayılı kararı bozan Daire’nin 25.09.2013 gün ve 2012/18731 - 2013/16522 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ve davalının eşi olan dava dışı ...'un müvekkili şirketin nakliye işini yaptıklarını, müvekkili şirketin işin başkangıcında, dava dışı ...'a 60.000 TL bedelli olan, bononun ticari ilişkinin devamı ve doğacak borçları teminen, teminat olarak verildiğini, müvekkilinin bono sebebiyle dava dışı ...'a herhangi bir borcu olmadığını, bono bedelinin ödendiğini, buna rağmen dava konusu senedin davalıya ciro edildiğini ve davalının senedi icra takibine koyduğunu, davalının, dava dışı lehdar ...'un eşi olduğunu ve senedin bedelsiz bilebilecek durumda olduğunu, kötüniyetli olarak senedi icra takibine koyduğunu ileri sürerek müvekkilinin sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun hamili olan davalı ... ile bono lehdarı ...'un karı koca oldukları, davacı şirket yetkilisi oğlu ile davalının kızının evli oldukları dönemde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yoğunlaştığı, ticari ilişkinin başlangıcında davacı şirket tarafından ileride doğabilecek borçlarının teminatı olarak söz konusu bononun keşide edilerek davalının eşi ...'a verildiği, ticari ilişki nedeniyle keşide edilen bono bedelinin zaman içinde ödendiği, tarafların oğlu ve kızlarının boşanmasından sonra aradaki şahsi ve ticari ilişkinin de bozulduğu, davacı şirket tarafından toplam 61.755,33 TL tutarında ödeme yapıldığının sabit olduğu, davacı tarafın dayandığı bu ödeme belgelerine yönelik davalı tarafça dava konusu bonoya ilişkin olmadığı, başka bir hukuki ilişkiye ait olduğu savunmasında ya da itirazında bulunulmadığı, kaldı ki ödemelerin dava konusu bononun tanzim tarihi olan 01.03.2006 tarihinden sonraki döneme tekabül ettiği, dolayısıyla ödemelerin bu bonoya ilişkin yapıldığının kabulü gerektiği, karı koca arasında yapılan ciro işlemlerinde cirantanın iyiniyet kuralından yararlanamayacağı, senet lehdarı ve hamili arasındaki organik bağ nedeniyle
.../...
-2-
Hamil ...'un iyiniyetli kabulü mümkün olmadığından bono lehdarına karşı ileri sürülebilecek ödeme definin davalı hamile karşı da ileri sürülebileceği, buna göre davacı şirketin icra takibine konu edilen bono bedelini senet lehdarı olan dava dışı ...'a ödediği, ancak ciro yoluyla eşi ...'dan senedi devralan davalı (hamil) ...'un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı şirketin sayılı takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin ise icra takibi haksız olsa da senet keşidecisi tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı olarak takip yapıldığından reddine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy