Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 19.01.2012 tarih ve 2011/216-2012/30 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, daval genel kredi sözleşmesi uyarınca almış olduğu krediye diğer davalı ... ile birlikte kefil olduğunu, vadesi gelen borcu davalılar ödemediği için müvekkilinin kefil sıfatıyla 11.04.2007 tarihinde ilgili bankaya ödediğini, davalılar tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, müvekkilince ödenen 19.550,18 TL'nin 11.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, kredi sözleşmesinin yasal unsurları taşımadığını, bu nedenle kefillerin sorumlu olamayacağını, kefillerin sorumlu olduğu miktarın sonradan tanzim edildiğini, müvekkilinin borcun ancak yarısı olan 9.775,09 TL'den sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı asıl borçlusu olduğu kredi borcunun ödenmemesi üzerine kefil sıfatıyla davacının 11.04.2007 tarihinde 19.550,18 TL ödediği, davacı ile davalı ... birlikte kefil olduklarından sorumluluklarının eşit olacağı, davacının davalı ...’den ancak yaptığı ödemenin yarısını isteyebileceği, davalı yapılan ödemenin tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 19.550,18 TL'nin davalı en, bu meblağın yarısı olan 9.775,09 TL'nin davalı ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalı ... vekilinin temyizi üzerine Dairemiz bozma ilamı ile öncelikle davacıya, dava .../...
-2-
konusu borcun bir kısmına karşılık olarak aldığı senedin mahkemeye tevdiinin istenmesi, tevdi edilmesi halinde bu bono bedelinin dahi tahsiline karar verilmesi, tevdi edilememesi halinde ise bu kısma ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle karar bozulmuş, mahkemece, direnme kararı verilmiş olup, davalı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulu kararıyla direnme uygun bulunduğundan, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 377,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy