MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İ ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 tarih ve 2006/69-2013/370 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.12.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, tarafların petrol ürünlerinin ticareti için 11.02.1986 tarihinde kurulan ... Tic. Koll. Şti.'nin %50'şer hisseli ortakları olduğunu, ortakların tek başına şirket adına tasarrufa yetkili bulunduğunu, tarafların 03.10.2001 tarihine kadar mülkiyeti şirkete ait olan petrol istasyonunu işlettiklerini ve aralarında herhangi bir problem çıkmadığını, ancak müvekkilinin işlerinin yoğunluğu ve birtakım özel sebepler dolayısıyla petrol istasyonu işletmeciliğini şahsen yapmak istemediğini belirterek ortaklığın sona erdirilmesini gündeme getirdiğinde, davalının rıza göstermemesi ve ... A.Ş'nin petrol istasyonunda 24.10.2004 tarihine kadar intifa hakkının bulunması sebebiyle söz konusu gayrimenkulü Kaplan Koll. Şti olarak davalıya 03.10.2001 tarihli sözleşmeyle aylık 4.000 TL mazot karşılığında 31.12.2004 tarihine kadar kiraladığını, dolayısıyla müvekkilinin ortak olması sıfatı ile aylık 2.000 TL'lik mazot karşılığı şirket kira gelirine şahsen hak kazandığını ve 03.10.2001 tarihinden bugüne kadar işlemiş kira gelirinden kaynaklanan alacağının olduğunu, şirketin banka hesabında görünen ... A.Ş'nin şirket lehine yatırdığı teşvik primlerinden de müvekkilinin hissesi oranında faydalanamadığını, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/112 Esas ve 2005/514 Karar sayılı dosyası ile TTK'nın 187. maddesinin 1, 2, 3. bentleri uyarınca haklı nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, hükümde açıkça davalının müvekkilini zarara uğratıcı muamelelerde bulunduğunun belirtildiğini ileri sürerek, müvekkilinin kira gelirleri ve primlerden kaynaklanan alacağından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl davada 6.000 TL'nin, birleşen davada 10.000 TL.'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, şirketin elde ettiği karların şirket aktiflerine yansıtıldığı ve ortaklara dağıtılmadığı, yine davacının talep ettiği teşvik gelirlerinin de şirket hesaplarına yansıtıldığı ve 478.143,08 TL tutarındaki bu primlerin istasyonun modernizasyonu için kullanıldığı, defter kayıtlarına göre 31/12/2006 tarihi itibari ile davacının ortağı olduğu şirketten 175.090,61 TL, davalının ise 216.902,44 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla davacının şirket ortağı davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy