Taraflar arasında görülen davada verilen 18/01/2012 gün ve 2011/125-2012/8 sayılı kararı bozan Daire’nin 09/10/2013 gün ve 2012/4368 - 2013/17907 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2002 yılından beri “” ibaresi ile faaliyet gösterdiğini, “ markasını 2004 yılında tescil ettirdiğini, “” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının kök kelimesi olduğunu, davalının “” unsurlu markalarının müvekkilinin markaları ile aynı olup karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının marka tescilinde kötü niyetli bulunduğunu, 556 sayılı KHK'nin 8/1-a, b ve 8/5 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davalıya ait “” unsurlu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilininİ” ibaresini resmen ve eylemli olarak 24.12.2003 tarihinden beri kullandığını, müvekkilinin “” ibaresini özgün, farklı şekiller ve “marka, eğitim-öğretim, sözcükleriyle birlikte kullanıldığını, “ ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında yer almasını sağlayanın, ibarenin kullanılmasına 2004 yılından bu yana itiraz etmeyip sessiz kalanın davacı ve ortakları olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “” ibaresinin özellikle eğitim ve öğretim hizmetlerinde doğrudan doğruya tanımlayıcı değil ise de ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, davalının sözcüğünü ticaret unvanında tescil edip markasal olarak kullandıktan yaklaşık 8 yıl sonra davacının, davalının markalarının hükümsüzlüğünün tespitini istemesinin 2. maddesinde öngörülen hakkın kötüye kullanımı olduğu, davalının marka tescilinden itibaren çok uzun yıllar geçmese de ticaret unvanı tescili ve fiili kullanımdan uzun yıllar geçtikten sonra markalarının hükümsüzlüğünün tespitini istemesinin objektif iyi niyet kurallarına uygun düşmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.10.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle karar davacı yararına bozulmuş, bozma sebep ve şekline göre ise davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
.../...
-2-
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy