MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.03.2013 tarih ve 2006/269-2013/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 28.3.1998 yılı öncesinde oğlu ile birlikte ... Tur. Gıd. ... Tic. Ltd. Şti. bünyesinde inşaat işi yaptığını, bu tarihlerde bir borç nedeniyle şirket bünyesindeki mameleke zarar gelmemesi için şirket avukatının eşi ... ve oğlunun arkadaşı ...'na inanç sözleşmesi çerçevesinde şirket hisselerinin devredildiğini, davalıların şirketi tüm borçları ödendikten sonra devretmek üzere hisseleri devraldıklarını, şirketin davalıların büyyesinde bulunduğu sırada şirket tarafından...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/95 esasında dava açıldığını, bu nedenle hisselerin geri alınması için davanın sonucunun beklenildiğini, ancak dava dosyasının karara çıkmasına rağmen müvekkili ve oğluna bilgi verilmediğini, kararın iki yıl sonra öğrenilmesiyle davalılara ihtar çekilerek hisselerin müvekkil ve oğluna devrinin istenilmesine rağmen davalıların buna yanaşmadığını, davalıların şirketi devralmaları sonrasında gerekli yasal işlemleri yerine getirmeyip şirketi kötü niyetli olarak borçlandırdıklarını ileri sürerek müvekkili ve oğlu adına 1998 yılında yapılan inanç sözleşmesi gereğince devredilen şirket hisselerinin bedelsiz olarak iadesine ve davalıların kötü yönetimi nedeniyle oluşmuş şirket borçlarının davalılar tarafından ödenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya iştirak etmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalıların halen 500.00 TL nakti sermayeli ... Tur. Gıd. ... Tic. Ltd. Şti'nin ortağı bulunduğu, davalılardan ...'in şirket müdürü sıfatına haiz olduğu, dava sebebine göre taraflar arasında inanç sözleşmesinin olduğu, davalıların ceza dosyalarına yansıyan beyanları uyarınca, davacı ve oğlunun borçları nedeniyle aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak şirket hiselerini daha sonra geri almak üzere davalılara devrettikleri, davacının oğlu tarafından devredilen hisselere yönelik talep hakkının bulunmadığı, dava dışı şirket alacaklılarının alacaklarından davalı ortakların sorumlu tutulmasının alacaklıların taraf olmadığı bir davada talep edilemeyeceği, davacının dava tarihinde ortak olmadığı, şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin davanın ortaklar tarafından açılabileceği, bu nedenle davanın şirket müdürünün sorumluluğuna yönelik bir dava olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle davalılardan ... adına kayıtlı 10 hissenin davacıya ait olduğunun tespiti ile adına tesciline, şirket borçlarının davalılar tarafından ödenmesine ilişkin dava ile fazlaya dair talaplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesiyle inançlı işlem nedeniyle davalılara devredilen hisselerin iadesini ve şirket hisselerinin devralınmasından sonraki dönemde davalıların kötü yönetimleri nedeniyle zarara uğrayan dava dışı şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından 6762 sayılı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca davalıların sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesi talep etmiştir. Davacı, dava tarihi itibariyle şirket ortağı olmasa da açılan dava sonucunda şirket hisselerinin davacıya aidiyetinin hükümle sağlanılması mümkündür. Bu itibarla, davacının hisse devrinin inançlı işlem olduğunu iddia etmesi ve iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle hakkın özünün kendinde bulunduğunu ileri sürmesi karşısında, talebinin kabulü halinde geriye etkili biçimde şirket hissedarı olacak davacının şirket borçlarından 6762 sayılı Yasa'nın 309. maddesi gereğince davalıların sorumlu olduklarının tespitine ve bu durumun sabit olması halinde tazmin isteminde bulunmasına bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece bu yöndeki talebin dava tarihi itibariyle davacının şirket ortağı olmadığından bahisle esastan reddi davaya ve açıklanan hukuki nitelendirmeye uygun düşmemektedir. Ancak, bu nitelikteki sorumluluk davasının tespit davası yoluyla dermeyan edilmesi, gerek 1086 sayılı Yasa'nın gerekse HMK'nın hükümleri çerçevesinde olanaklı değildir. Bu itibarla mahiyeti itibariyle tespit davası niteliğindeki davanın mesmu olmaması nedeniyle usulden reddi gerekeceğinden sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınarak, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.