Taraflar arasında görülen davada verilen 19.06.2012 gün ve 2009/746-2012/134 sayılı kararı bozan Daire’nin 11.09.2013 gün ve 2012/17102-2013/15427 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kiracı olarak bulunduğu deponun ve satış mağazasının, davalı tarafından iki ayrı işyeri sigorta poliçesi ile sigortalandığını, 01/10/2008 tarihinde sigortalı depoda meydana gelen hırsızlık sonucu 70.000 TL değerindeki emtianın çalındığını, davalının, poliçede hırsızlık teminatı bulunmadığından söz konusu poliçe kapsamına girmeyen hasardan dolayı tazminat ödenemeyeceğini müvekkiline bildirdiğini, davalı ... şirketinin haksız ve kötü niyetli olarak ödeme yapmadığını, müvekkilinin deposunu hırsızlığa karşı da sigortalatmış olup bu durumun poliçe ile sabit olduğunu, sigorta genel prensipleri uyarınca hırsızlık klozunun, sigortanın asıl kapsamları arasında yer aldığını, sigorta müşterisinin talebi ile bağlı olmayan bir kloz olduğunu, sadece müşterinin talebi üzerine hırsızlığın teminat dışı bırakılabilineceğini, meydana gelen hasarın sigorta teminatı dahilinde bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nin hasar dosyasının açılış tarihinden itibaren 8 günlük süre bitimindeki temerrüt tarihinden tibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini 51.181,60 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, taraflar arasında 2 adet sigorta poliçesi düzenlendiği ve bu poliçeler ile hırsızlık, yangın ve cam kırılmasına bağlı olarak emtia zararının poliçe teminatına alındığı, gerçekleşen hırsızlık eyleminin ve zararının poliçe teminatı kapsamında bulunduğu, davacının talep edebileceği zarar tutarının 51.181,60 TL olduğu, davacı tarafça başlangıçta fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000 TL'nin dava konusu edildiği, bilahare 29/06/2011 tarihinde yapılan ıslaha davalı tarafça süresinde zaman aşımı itirazında bulunulduğu, bu konuda yapılan değerlendirmede olay tarihinin 01/10/2008 olduğu,soruşturma evrakında suç tarihi olarak 29/09/2008 tarihinin belirtildiği gözetildiğinde eksper rapor tarihinin 24/11/2008 olduğu nazara alınarak ıslahın yapıldığı 29/06/2011 tarihinde 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ıslah edilmiş haliyle davanın kısmen kabulü ile 10.000 TL'sinin 22.02.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek oranlarda avans faizi ile birlikte tahsiline, davacının ıslahla artırılan fazlaya ilişkin 41.181,60 TL'lik talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
.../...
-2-
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.