Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 14/11/2013 tarih ve 2013/339-2013/851 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler elektronik ortamda okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafından verilen 02.02.2007 tarih 6 O 124/06 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerektiği, somut olayda tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında, kararın bir suretinin davalıya 21.02.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 30.07.2007 olduğu yazılı ise de dosyaya ibraz edilen yabancı mahkeme kararının tercümesinden kararın davalıya hangi usulle tebliğ edildiğinin anlaşılamadığı, yargılama sırasında davacı vekili kararın davacıya 184. maddesine göre tebliğ edildiğini beyan ettiği, bu durumda tebligat adli yardımlaşma yoluyla yapılmadığından tenfizi istenen kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy