Taraflar arasında görülen davad verilen 16.02.2012 gün ve 2002/515-2012/16 sayılı kararı onayan Daire’nin 13.11.2013 gün ve 2013/2263-2013/20361 sayılı kararı aleyhinde davalı-karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin İtalya'da kurulu, aralarında de bulunduğu pekçok ülkeye ihracat yapan dünya çapında tanınmışmensup bir şirket olup, grubun 1962 yılından beri faaliyet gösterdiğini ve plastik ile metal kapasitör (kondansatör) üretiminde dünyanın önde gelen üreticilerinden olduğunu, "" ibaresinin müvekkilinin uzun yıllardır ticaret unvanı ve markası olup, markanınnezdinde uzun yıllardır tescilli bulunduğunu venezdindeki tescilinin de henüz başvuru aşamasında olduğunu, müvekkilinin markasının 6. maddesi 1. mükerrer hükmü gereği dünyaca tanınmış bir marka olup, davalı-karşı davacının tescilinin haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalının 2000 21530 tescil numaralı markasının iptali ve hükümsüzlüğü ile kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava yönünden ise dava konusu markanın müvekkili tarafından tüm dünyada tanınır hale getirildiğini, davalı-karşı davacının müvekkiline ait markayı izinsiz olarak kullanarak müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, davacı-karşı davalının bazı firmalara temsilcilik, bayilik gibi unvanlar vermek aynı zamanda gibi bazı firmalara da dava konusu markayı taşıyan ürünleri satmak suretiyle müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, davacı-karşı davalının bu eylemlerinin müvekkilinin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak suretiyle kârdan mahrumiyetine sebep olduğu gibi, müvekkilinin inhisarında bulunan markasını ve ticari itibarını zedelediğini ve müvekkiline zarar verdiğini, dava konusu markanın müvekkili şirket
.../...
-2-
tarafından oluşturulduğunu, çok uzun süre iyiniyetli olarak kullanıldığını ve tanınır, bilinir ve aranır marka haline geldiğini ileri sürerek, öncelikle davacı-karşı davalının davasının reddine ve 75.000 TL tazminat talebinin kabulüne,ancak bu taleplerinin aksine karar verilerek tazminat hükümlerine dayanan karşı davanın reddi halinde ise, vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde müvekkilinin davacı-karşı davalının kendisine ait olduğunu iddia ettiği markanın tanıtımı noktasındaki faaliyetlerinin karşılığı olarak davalı-karşı davacının 75.000 TL tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahil vekili, davalı-karşı davacı şirketin müvekkiline ihtarname göndererek markasının kendileri adına tescil edilmiş olduğunu ve bundan sonra müvekkili şirket tarafından yapılacak imalat, ithalat ve malzeme satımlarında markasını davalı-karşı davacı şirketin izni olmadan kullanmaması gerektiğini, aksi halde cezai ve hukuki her türlü yola başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı-karşı davacının bu taleplerinin haksız olduğunu, 1995 tarihinden itibaren davacı-karşı davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, işbu ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin markalı ürünlerin imalatını, ithalatını ve satış işlemlerini yaptığını, davalı-karşı davacı şirketin kötü niyetli olarak müvekkili şirket ile davacı-karşı davalı şirketin ticari ilişkilerini sona erdirme çabasında olduğunu, söz konusu kötü niyetli tutumu ve bunun sonucunda müvekkili şirketin zarar görme olasılığının olduğunu belirterek, davacı-karşı davalı yanında müdahil olarak davaya katılma talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl ve karşı davanın reddine dair verilen karar davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalı-karşı davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı-karşı davacıdan alınarak gelir kaydedilmesine, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy