(6762 S. K. m. 309, 336)
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2013 tarih ve 2013/88-2013/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıların yönetim kurulu ortağı oldukları şirkete 303,887 kg buğday teslim ettiğini, buğday parasının davacıya ödenmemesi üzerine şirket aleyhine takibe geçildiğini, davalı şirketin borca itirazıyla itirazın iptali davası açıldığını, mahkemenin 24.11.2004 tarihli kararıyla icra takibine itirazın iptaline karar verildiğini, şirket taşınmazları üzerine haciz konulduğunu, ancak aynı taşınmazlar üzerine .... Bankası ... Şubesi lehine ipotek olduğu gerekçesi ile ipoteğin paraya çevrildiğini, taşınmaz bedellerinin ... Bankası ... Şubesi'ne havale edildiğini, müvekkilinin sıra cetveline itiraz için açtığı davanın da reddine karar verildiğini, davalıların kasten veya ihmalen kötü yönetimleri sebebiyle şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşürüldüğünü ileri sürerek, TTK'nın 336/5. maddesi gereğince davalıların icra dosyadaki şirket borcundan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına, borcun fer'ileri ve faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, zamanaşımı def'inde bulunmuş, şirketin kötü idare edildiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, idare meclisi azalarının fiillerinden ötürü alacaklıların zarara uğradığının kanıtlanamadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/4. maddesi hükmüne göre, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğradığı, somut olayda, zarar ve sorumluların en geç .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/236 E. sayılı dosyası ile davanın açıldığı 25.06.2004 tarihinde davacı tarafından öğrenildiği, zamanaşımı süresinin bu tarihte işlemeye başladığı, işbu davanın ise uzun ve kısa zamanaşımı sürelerinin dolmasından sonra 25.02.2011 tarihinde açıldığı, bu suretle müşterek-müteselsil davalı tarafın zamanaşımı itirazlarında haklı bulundukları gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca açılmış olup, davacının zararı, alacağını davalıların yönetim kurulu üyeleri oldukları şirketten alamadığının sabit olmasıyla davalılar bakımından doğmuştur. Bu itibarla, mahkemenin davayı zamanaşımı yönünden reddi doğru değilse de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, dolaylı zarardan ötürü açılacak davalarda tazminatın şirkete verilmesi şeklinde talepte bulunulması gerektiğinden ve davalıların kötü yönetimleri nedeniyle şirketin acz haline düşürüldüğü iddiasında bulunan davacının zararının dolaylı zarar olması nedeniyle davanın dinlenmesi mümkün görülmemektedir. Bu suretle, mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan 6100 Sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 sayılı HUMK'nın 438. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy