MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada e verilen 12.02.2013 gün ve sayılı kararı onayan Daire’nin 25.11.2013 gün ve sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, markasının, 1974 yılından bu yana tescilli olup, bu markayı kullanma hakkının sadece müvekkiline ait olduğunu, markanın de tanınmış marka olarak kabul ve tescil edildiğini, ancak davalı şirketin, markasını ticaret unvanı olarak kullandığını, tabelalarında, reklamlarında ve makbuzlarında bu ismi bulundurduğunu, markanın yazılış biçimi ve harflerinin de aynı olduğunu, davalıya bu tecavüze son vermesinin ihtar edildiğini, ancak davalının, ismini şirket unvanı olarak kullanmada haklı olduğunu bildirdiğini ileri sürerek, markasının davalı tarafından şirket unvanı olarak kullanımının men'ine ve her türlü isminin kullanıldığı tabela, matbuat ve resmi kayıtlar ile kayıtlardan terkinine, isimli malzeme ve ürünlerin toplatılarak imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin, 31.12.1997 tarihinde kurulduğunu ve davacı şirket ile iştigal sahasının aynı olmadığını, müvekkilinin emlak alım satımı, kiralama ve emlak komisyonculuğu işlerini yaptığını, tarafların ticaret unvanlarının ve şirket türlerinin benzer olmadığını, müvekkilinin haksız rekabet oluşturacak şekilde unvan kullanmadığını, markasının tanınmışlık düzeyinin muğlak olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sonucu davacının kendisine aitmarkasının, davalı tarafından ticaret unvanı olarak kullanıldığını 2010 yılında öğrendiğini iddia ettiği, ancak olarak kurulan davalı şirketin unvanının ticaret siciline 31.12.1997 tarihinde tescil edildiği, ilanının yapıldığı, ve 38. maddeleri uyarınca davacının bu ilandan haberdar olmadığının kabulünün mümkün olmadığı, davacının ilan nedeniyle bilmek durumunda olduğu kullanıma karşı uzun süre sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.11.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
.../...
-2-
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarakelir kaydedilmesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy