MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/01/2013 gün ve 2009/356-2013/8 sayılı kararı onayan Daire’nin 02.12.2013 gün ve 2013/7068 - 2013/21876 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalılardan ....'nin Avrupa Şubesi olan ... İnternational Marketing and Trading ...'ye 50.000,00 DM yatırarak 13.12.1999 tarihinde 12 ay süreli ortaklık sözleşmesini imzaladığını, kar payı ortaklık sertifikası talep formu dikkate alındığında 12 aylık feshi ihbar süresinin sonunun 16.11.2000 tarihi olduğu, müvekkilinin 21.03.2000 tarihli başvurusu ile feshi ihbar süresini uzatmayacağını, bu sürenin 16.11.2000 tarihinde dolduğunu, ödenmeyen kar payı alacaklarının ödenmesi için davalıya başvurduğunu, davalıların müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını ileri sürerek, yatırılan 50.000,00 DM'nin karşılığı olan 25.564,59 Euro'nun en yüksek mevduat faizi ile birlikte aynen veya efektif satış kuru üzerinden TL olarak davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile müvekkil arasında bir ticari ilişki bulunmadığından müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, ortakların kar ve zarara ortak olduklarını bilerek para yatırdıklarını, davacının para yatırıp ortak olduğunu ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı ....'nin dava dışı ... Internatıonal Marketing and Trading ...'ye önemli miktarlarda borçlu olduğunun anlaşıldığı, bu durumun davacı gibi katılım payı ödeyerek şirkete sessiz ortak ettiği kişilere ait katılım payı bedellerinin de davalı şirkete aktarılmış olduğunu gösterdiği, davalı ...'ün hem ... ... hem de ....'nin hakim ortağı olduğunun anlaşıldığı, dava dışı ... Internatıonal Marketing and Trading ... ile .... arasında organik bağ bulunduğu, ... Internatıonal Marketing and Trading ...'nin sessiz ortaklardan topladığı katılım paralarını aktardığı ... Holding arasında organik bağ bulunduğundan gerek tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için gerekli koşullar gerekse TTK 336. madde gereği yönetici olması sıfatıyla davalılara husumet yöneltilmesinin şartlarının oluştuğu, davacının dava konusu alacağının davalılardan talep edebileceği, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi uyarınca iki şirketin tek bir şirket olarak değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.000 DM'nin dava tarihindeki karşılığı olan 55.480,20 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 02.12.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalılar vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davacı taraf ... dışında kurulu bulunan ... ...'ye para yatırmış olup, bu paraların Türkiye'de bulunan davalılara aktarıldığı ve davalılar tarafından kullanıldığı, ... dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin de davalı ... olduğu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olup, dava tarihi itibariyle davacının para yatırdığı ... dışındaki şirketin herhangi bir mal varlığının ve ödeme gücünün olmadığı, davalıların zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerektiği, davalı tarafın davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olup, hakkını o şirkete karşı ileri sürmesi gerektiğini savunurken, diğer yandan parasının ödeneceği yönünden güven telkin edilen ve ... dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığından davalıların zamanaşımına yönelik savunmalarının Medeni Kanun'un 2. maddesi hükümleriyle bağdaşmayacak olmasının kabulü gerektiğinden, davalılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 17.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy