Taraflar arasında görülen davada verilen 06/10/2009 gün ve 2008/105-2009/241 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/10/2013 gün ve 2012/18891-2013/17380 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30. sınıf emtialarda kullanılmak üzere markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin baresinin marka olarak tescili için e başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın nihai olarak reddedildiğini, oysa tanınmış markalarının farklı mal ve hizmetler için dahi tescil edilemeyeceğini, başvurunun kötüniyetli ve müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, sayılı kararının iptali ile markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunmuştur.
Davalı şirket vekili, davacı markalarının tanınmış olmadığını, müvekkilinin yalısının işletmecisi olarak bilindiğini, davacı markaları bisküvi üzerinde kullanılırken müvekkilinin sadece çikolata ve yaş pasta üretimi yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ibaresinin bir yalının, aynı zamanda tarihi bir şahsiyetin adı olduğu, taraf markalarının esas unsuru içinde ibaresi mevcut olsa da davalı markasında yer alanibaresinin markaları anlam, görünüm, sescil ve bıraktıkları intiba bakımından farklı kıldığı, tüketicilerin markalar arasında bağlantı bulunduğu yanılgısına düşmeyecekleri ve ibaresini gördüklerinde yeni bir firmanın markasıyla karşı karşıya olduklarını algılayabilecek kadar bilgili olduklarının kabulü gerekeceği, davacı markasının ülke genelinde tanınmış olduğu hususunda yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/10/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 27/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy