Taraflar arasında görülen davae verilen 24/11/2011 gün ve 2010/358-2011/606 sayılı kararı onayan Daire’nin 04.11.2013 gün ve 2013/4945 - 2013/19533 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi İalı şirket nezdindeki hesabında bulunan 22.092 USD'nın ödenmemesi üzerine ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz etmesi üzerine 'nde açtıkları itirazın iptali davasının mahkemece erken açıldığı gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkillerinin murislerinin davalı kurum nezdindeki alacaklarının ödenebilir olmasına rağmen kendilerine haksız ve kötüniyetli olarak ödenmediğini ileri sürerek, davalı şirketin tasfiyesinin ükümlerine göre yapıldığının tespitini ve 22.092 USD'nin müracaat tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 01.12.2001 tarihli resmi gazetede yayınlanan 171 nolu kararına göre tasfiye sürecine girdiğini, henüz tasfiyenin sonuçlanmadığını bu nedenle muaccel ve talep edilebilir bir alacak olmadığını, aynı konuda davacılar tarafından İde açılan davanın reddedildiğini ve kesin hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı ... kurumunun faaliyet izninin 2.2001 tarihli 171 sayılı kararı ile kaldırıldığı ve davalı şirketin tasfiyeye girdiği, bu durumda hesabın niteliği gereği tasfiye işlemleri sonucunda bir alacak kalırsa ancak o zaman davacıların bir hak talebinde bulunabilecekleri, aynı konuda ve aynı taraflar arasında Mahkemesi'nin 2007/283 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve kesin hüküm teşkil ettiği, bu kararın kesinleşme sürecinden sonrasında da tasfiyenin tamamlanmamış olduğu, davanın süresinden önce açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.11.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
.../...
-2-
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy