MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/06/2013 tarih ve 2012/588-2013/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında kargo taşıma sözleşmesinin kurulduğunu, davalının müvekkili tarafından teslim edilen gönderileri alıcılara teslim etmediği, teslime ilişkin fişleri sunmadığı ve dayanak faturaları müvekkiline teslim etmediği halde 17.912,53 TL alacak hakkında icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'nün 2007/5156 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, haksız takip nedeniyle %40 oranında tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, müvekkilince yapılan taşımaların tam ve eksiksiz olduğunu savunarak davanın reddini, %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve bilirkişi raporuna göre, davacının defter kayıtlarında davacı şirketin borç miktarının 8.725,56 TL olarak göründüğü, davacı, davalının hizmet vermediğini, davalının faturalarının başlangıçta defterlere işlendiğini ancak sözleşme ilişkisi uyarınca davalı tarafın faturadan sonra taşımayı tamamladığına dair belgelerini sunmasının gerektiğini, bu belgelerin sunulmadığını, bu nedenle borcun doğmadığını savunmuşsa da, tedbirli bir tacirin henüz doğmayan bir borcu kendi ticari defterlerine borç olarak yazmasının beklenmeyeceği, kendi defterlerindeki aleyhe kayıtların taciri bağlayacağı, davalı tarafın defterleri usulüne uygun bulunmadığı, davalının daha fazla taşıma yaptığını ve alacağının bulunduğunu kanıtlayamadığı, davacının davalıya icra takip tarihi itibariyle bakiye borcunun, kendi defterlerindeki gibi 8.727,56 TL olduğu ve buna göre menfi tespit talebinin toplam talep dikkate alındığında 9.184,97 TL yönünden haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davaya konu takip nedeniyle davacının davalıya 9.184,97 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin menfi tespit talebinin reddine, davalının kötü niyeti sabit görülmediğinden, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ihtiyati tedbir kararı dikkate alınarak davanın reddedilen bölümü üzerinden takdiren %40 oranında hesaplanan 3.491,02 TL icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.