MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.11.2013 tarih ve 2013/786-2013/495 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafça müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında davalı bankanın talebi üzerine müvekkilinin SGK'dan almış olduğu emekli aylığına Haziran 2007 tarihinde haciz konulup icra yoluyla kesinti yapıldığını, 13/03/2013 tarihinde emekli aylığı üzerindeki haczin kaldırılması yönünde talepte bulunularak haczin kaldırıldığını, ancak 2007-2013 yılları arasında emekli aylığından yapılan kesintilerin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, 506 sayılı Yasa'nın 121. maddesi ve 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesi ile emekli aylıklarına haciz konulamayacağı hükmünün getirildiğini belirterek toplam 12.892,55 TL kesintinin yapıldığı tarihten itibaren ayrı ayrı hesaplanmak üzere mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davacının muvafakati ile kesintilerin yapıldığını, istirdat için bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, davacının talebini 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesine dayandırdığı, düzenleme kapsamında borçlunun muvafakati bulunmaması halinde icra müdürleri tarafından maaştan haciz yapılamayacağının belirtildiği, davacının 13/03/2013 tarihine kadar maaşından kesinti yapılmamasına yönelik bir talebinin bulunmadığı, bu durumun zımni muvafakat anlamına da geldiği, yine İİK'nın 72/7 maddesinde yer aldığı üzere takibin kesinleşmesi nedeniyle borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan kişinin ödediği tarihten itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak parasının geri iadesini isteyebileceğinin belirtilmiş olduğu, buna göre zamanaşımı defi yerinde olmamakla birlikte, davacının borcu olan bir parayı ödediği, bir başka değişle, davalı bankaya olan borcunun bir kısmını maaşından kesinti yaparak ödediği, buna göre istirdat davası açmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy