MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/11/2013 tarih ve 2013/2-2013/259 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında inşaat all risk sigorta sözleşmesi imzalandığını, poliçede sigortanın başlangıç tarihinin 20/04/2010, bitiş tarihinin 11/12/2011 olarak yazıldığını, oysa inşaatın 06/05/2010 tarihinde başladığını ve 27/12/2011 tarihinde bitmesi gerektiğini, bu nedenle 23/12/2011 tarihinde meydana gelen yangının teminat dışı kaldığını, poliçe yürürlük tarihinin işe başlama tarihinden itibaren başladığının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek; poliçe süresinin 06/05/2010 - 27/12/2011 olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekili, poliçenin davacının beyanına göre onun isteği doğrultusunda düzenlenerek imzalandığını, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; poliçedeki teminat başlangıcının, sigortalının beyanına göre belirlendiği, inşaatın fiilen poliçede yazan tarihte başlamamış olmasının sigortacıyı bağlamadığı, dolayısıyla inşaat fiilen davacının iddia ettiği gibi poliçede belirtilen tarihten sonra başlamış olsa bile sigorta poliçesinin yürürlük tarihinin fiili duruma göre tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı .... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... Sigorta Acentesi yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen inşaat all risk sigorta poliçesinin başlangıç tarihinin ve poliçe süresinin tespiti talebine ilişkin olup, tespit davasının konusunun hukuki ilişki olması ve davacının tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Açılan bir tespit davasında hukuki yararın olup olmadığı, davanın her aşamasında re’sen gözetilir. Tarafların bu konuda bir itirazlarının bulunmaması, hatta buna rıza göstermeleri halinde bile bu şart bulunmadıkça tespit davası dinlenmez. Somut olayda eda davası açılabileceğinden ve bildirilen husus eda davasında değerlendirilerek sonuca varılabileceğinden davacının tespit davası açmada hukuki yararı yoktur. Bu durum karşısında mahkemece esas hakkında incelemeye girişilmeden, davanın usulden ve dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Ancak, mahkemenin poliçedeki teminat başlangıcının, sigortalının beyanına göre belirlendiği, inşaatın fiilen poliçede yazan tarihte başlamamış olmasının sigortacıyı bağlamadığı, dolayısıyla inşaat fiilen davacının iddia ettiği gibi poliçede belirtilen tarihten sonra başlamış olsa bile sigorta poliçesinin yürürlük tarihinin fiili duruma göre tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı .... aleyhine açılan davanın reddi doğru değilse de yukarıda açıklandığı üzere mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan 6100 Sayılı HMK.nın geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 Sayılı HUMK'un 438. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'un 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy