Taraflar arasında görülen davada verilen 23.01.2013 gün ve 20127156-2013/16 sayılı kararı onayan Daire’nin 02.12.2013 gün ve 2013/7182-2013/21840 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline gönderdiği ihtarname ile, yol kapanı ürününü kapsayan faydalı model belgesi ile tasarım belgesinin sahibi olduğunu belirterek müvekkilinden yol kapanı ürününe ilişkin üretim ve satış faaliyetine son verilmesini istediğini, oysa müvekkilinin üretiminin davalı tarafa ait faydalı model belgesinden doğan haklarına tecavüz etmediğini, üründeki buluşun farklı olduğunu, kaldı ki davalıya ait tasarım ve faydalı model belgelerinin yeni olmadığını, davalı şirketin kötüniyetli bir şekilde anılan tescilleri yaptırıp müvekkiline ihtarname gönderdiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin üretimin gerçekleştirdiği yol kapanı ürününün davalı şirket adına tescilli faydalı model belgesi tescilinden doğan haklara tecavüz oluşturmadığının tespitine, davalı şirket adına tescilli tasarım ile faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında HMK'nın 329. maddesi uyarınca kötüniyetli davalının müvekkili ile arasındaki vekalet sözleşmesinde belirlenen ücretin tamamını ödemesine ve ayrıca disiplin para cezasına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu faydalı model ve endüstriyel tasarım tescillerinin müvekkili tarafından geri çekildiğinden davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında davalı vekili, davayı kabul ettiği, davacı vekilinin HMK'nın 329. maddesinde yazılı isteminin ise kabulüne olanak bulunmadığı, çünkü anılan hüküm uyarınca davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için kötüniyetli olması gerektiği, oysa yargılama dosyasında davalının kötüniyetli kabul edilmesi sonucunu doğurabilecek bir kanıt bulunmadığı, davacının tasarım ve faydalı model belgesi ile ilgili hükümsüzlük istemlerini kabul etmesinin yalnız başına kötüniyet belirtisi sayılamayacağı gibi, anılan sınai haklarına dayanarak davacı tarafa dava tarihinden evvel ihtarname göndermesinin de kötüniyetli olması sonucunu doğurmayacağı, gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının 30.04.2012 tarihli ihale kapsamında yol kapanı ürünü üretmesi ve satımının, davalının faydalı model belgesinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, davalı adına tescilli tasarımın 554 sayılı KHK’nın 44/3 maddesi hükmü de gözetilerek hükümsüzlüğüne, tasarım
.../...
-2-
geri çekme sonucu terkin edildiğinden ayrıca terkinine karar verilmesine yer olmadığına, davalıya ait sayılı faydalı model belgesi davalı tarafından geri çekilmiş ve tarafından sicilden terkin edilmiş olduğundan, faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tescilli sınai hakkın kullanımı kötü niyet belirtisi olarak nitelendirilemeyeceğinden, davacı vekilinin HMK'nın 329. maddesine dayalı talebinin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02/12/013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy