MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/09/2013 tarih ve 2013/158-2013/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu, tanınmış "WD 40" markasının TPE nezdinde 02. sınıfta 81413 no ile tescilli olduğunu, davalının ise 01, 16, 17, 19. sınıflarda tescilli "vvd40" ibareli 2010/52145 nolu markasının bulunduğunu, her iki markanın görsel ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik gösterdiğini, doğrudan ilişkili mallarda kullanıldığını, iltibas tehlikesi oluşturduğunu, tescilin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalının markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı markası ile müvekkili markasının benzerlik taşımadığını, benzer mal ve hizmetler için kullanılmadığını, iltibas ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraf markaların esas unsurları ve yazılışlarının birbirine çok benzediği, davacıya ait "WD 40" ibareli markanın 02, 04 nolu sınıflar yönünden 2010 yılı itibari ile tanınmış marka kriterini yerine getirdiği, yüksek ayırt ediciliğe sahip davacı markasının benzeri niteliğinde olan ve genel olarak benzer mallar yönünden tescilli bulunan davalıya ait 2010/52145 tescil nolu "vvd40" ibareli markanın ortalama tüketiciler tarafından davacı markası ile karıştırma ihtimalinin bulunduğu, davacı markaların toplumda ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında davacıya ait markanın sulandırma halinin olduğu ve tescilin kötü niyetli yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy