MAHKEMESİ: ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/10/2013 tarih ve 2012/125-2013/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına TPE nezdinde 17/12/2004 tarih 2004 41668 no'lu .... ibareli markanın kayıtlı olduğunu, davalı tarafın belirtilen tescilli markayla aynı sınıfta .... adlı benzer bir markayı tescil ettirmek istediğini ve halen .... ön ismi ile bunu kullanmakta olduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün önlenmesi ile 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her hangi bir kasıtlarının olmadığını ve davacı markasından haberdar olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, 556 sayılı KHK’nın 61. maddesi yollamasıyla 9. maddesi gereğince davalı eyleminin markaya tecavüz oluşturduğu, davalı defter ve kayıtlarının incelenmesinde kazanç tespit edilemediği gibi, davalının zararda olduğu belirlenmiş bulunduğu, ancak markaya tecavüz eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığı sabit olduğundan ve bunun miktarı ispat edilemediğinden mahkemece BK'nın 42. maddesi uyarınca uygun bir maddi tazminata hükmedildiği belirtilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 7.000,00 maddi tazminatın 09/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre çözümlenecek olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 360,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.