MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada . Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.11.2013 tarih ve 2010/241-2013/271 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı tarafa ait 2009/04367 tescil no'lu tasarımın yeni ve ayırt edici olmaması nedeni ile 554 sayılı KHK'nın 43. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve dava sonuna kadar davalının müvekkile karşı tasarımdan doğan hakları kullanmasının ve 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir kararı ile yasaklanmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı firmanın tescilli ürün tasarımı ile müvekkilinin tescilli tasarımının birbirine benzemediğini, dava konusu ürünlerin üreticisinin çelik kapı üreticileri olduğunu, yani bu profilleri kullananın tasarımın uygulandığı ürün hakkında belli bir bilgi birikimi olan kişiler olduklarını, verilecek tedbir kararının müvekkilinin mülkiyet hakkını kısıtlar nitelikte olduğunu, müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu edilen sektördeki tasarım alanının yaratıcılık bakımından daralmış bir alan olduğu ve değerlendirme yaparken bir profil tasarımının sahip olabileceği kısıtlı varyasyonların göz önüne alınmasının gerektiği, benzerlikler konusunda daha hoşgörülü bir yaklaşımda bulunulmasının yerinde olacağı, dosyaya sunulan tasarımların bilgilenmiş kullanıcı gözü ile bakıldığında aralarında genel izlenimde belirgin derecede bir benzerliğin mevcut olmadığı dolayısıyla da yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz olmadıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy