MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/04/2013 tarih ve 2013/366-2013/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ciro yoluyla müvekkiline geçen 31.05.2005 vade tarihli, 5.515 USD bedelli senedin tahsil edilmesi için davalı bankaya verildiğini, senedin 08.03.2005 tarihinde dahili evrak sirkülasyonu esnasında kaybedildiğini, senedin zayi nedeniyle iptal edilmesinden sonra bankanın müvekkilinin zararını tazmin etmemesi üzerine senedin keşidecisi ve lehdarı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak takiplerin sonuçsuz kaldığını, borçlular hakkında borç ödemeden aciz vesikası düzenlendiğini, bankanın senedi kaybederek müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, 5.515 USD karşılığı 8.864,81 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslahla tazminat talebini 10.279 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının senet bedelini iptal kararına rağmen tahsil edememesine bankanın senedi kaybetmiş olmasının neden olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bononun kaybedilmediği ve vade sonunda takibe konulduğu ihtimalde dahi dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceklerinin sabit olduğu, bir aylık süre itibariyle dava dosyası kapsamına göre borçluların mal kaçırdığının ispatlanamadığı, her ne kadar davacının senedi ciro yoluyla devraldığı kendi akidine karşı bir takip olmasına rağmen bozma ilamında aksi yönde karar verilmiş ise de, davalı bankanın eylemi ile bono bedelinin tahsil edilememesi arasında doğrudan illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.