MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/85-2013/347 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %90 hissesi bulunmakta iken %51 hissesini davalı ...'ya sattığını, devrin 18.01.2005 tarihinde tescil ve ilan edildiğini, kalan %39 hisseyi de Konya 5. Noterliği'nin 06.12.2005 tarihli işlemi ile aynı kişiye devrettiğini, böylece davalı şirketle hiç bir bağının kalmadığını, davalı ...'in 2004 yılından itibaren şirketin müdürü olduğunu, ancak 06.12.2005 tarihli devrin ticaret sicilinde tescil ve ilan ettirilmediğini ileri sürerek müvekkilinin 18.01.2005 tarihinden itibaren şirket müdürü olmadığının tespitini, 06.12.2005 tarihli işlem ile yapılan hisse devrinin davalı ... adına ticaret siciline tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davanın esasına bir itirazının bulunmadığını, iddiaların doğru olduğunu belirtmiştir.
Davalı şirket adına davaya cevap veren olmamıştır.
Mahkemece, 06.12.2005 tarihli 390 adet hissenin davacı tarafından davalıya devri öncesinde veya sonrasında şirket ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, 6762 sayılı TTK'nın 520'inci maddesi uyarınca Limited Şirketlerde hissenin devri için ortaklar kurulunun nitelikli sayı ile onay vermesi gerektiği, ortaklar kurulu kararının bulunmaması halinde hukuken geçerli bir pay devrinden söz edilemeyeceği, davalı ortağın davayı kabul etmesinin bir sonuç doğurmayacağı, şirketin kabulünün dahi sonucu değiştirmeyeceği, şirket müdürü olunmadığının tespiti talebinde de hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy