(2004 S. K. m. 169/A)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.2.2013 tarih ve 2011/52-2013/49 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Adana 11. İcra Müdürlüğü'nün 2009/129 Sayılı dosyasıyla davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin bonoya dayandığını, bonoların 12 adetinde borçlunun davalı şirket, 7 adetinde ise şirket yetkilisi olduğunu, Adana 1. İcra Mahkemesi'nin 2009/217 Esas 2009/1111 Karar sayılı dosyasıyla davalı-borçlunun borca kısmi itirazı kabul edilerek 7 adet bono için takibin iptaline ve %40 tazminata karar verildiğini, davalı tarafından hükümdeki %40 tazminatın tahsili için Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/8937 Sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, şirket defterleri incelendiğinde davalının davacıya borçlu olduğunun anlaşılacağını, 7 adet bononun şirket borcu için düzenlendiğini iddia ederek Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/8937 Sayılı dosyasıyla başlatılan takibin İ.İ.K.169/a maddesi gereğince durdurulmasına ve 34.200 TL alacağa hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın İ.İ.K. 169/a maddesine dayanarak alacak talebinde bulunduğu, davaya konu olan 7 bononun davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, söz konusu bonolarda borçtan davalı şirketin sorumluluğunu gerektirecek bir kayıt bulunmadığı, aksi durumun ispatlanamadığı, takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durum İ.İ.K.169/a maddesine dayanılarak açılan işbu davada sonuca etkili olamayacağı, davacı defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı ve davacı lehine delil olma vasfını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 169/a-6 bendi uyarınca açılan bir alacak davasıdır. Mahkeme kararının gerekçesinde her ne kadar takip dayanağı bono olduğundan davacının başka nedene dayanan alacağı ispatlansa dahi bu durumun İ.İ.K.169/a maddesine dayanılarak açılan davada sonuca etkili olmayacağı hususlarına değinilmişse de, İ.İ.K.nın 169/a-6 bendi "Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar." hükmünü taşımakta olup, buna göre davanın genel hükümlere göre görülmesi gerekir. Bu nedenle, genel hükümler uyarınca tüm deliller toplanıp değerlendirilerek, karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy