MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2011 tarih ve 2010/173-2011/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirketi temsil etmek üzere mahkeme kararı ile kayyum atandığını ve kayyumların kayyumluk yetkilerini aşarak müvekkilinin üretmiş olduğu suyun dağıtımını ve yine fabrikanın bir odasını davalı şirkete 07.01.2009 tarihinde kiraladıklarını, kayyumlar tarafından yapılan işbu sözleşmenin yine kayyumlar tarafından feshedildiğini, feshedilen sözleşmeden sonra dahi davalı şirketin iş yerini ve üretimi ele geçirdiğini ve kullanamaya devam ettiğini, müvekkili şirketin borçlandırıldığını, şirketin asıl sahipleri ve yetkili müdürlerinin şirket merkezi olan dolum tesislerine giremediğini, şirket temsilcisinin şirketin yönetimini kayyumlardan devralırken kira sözleşmesinden haberdar edilmediğini, kayyumlarını yetkilerini aşarak mahkemeden izin almadan kira sözleşmesi yaptıklarını ve bunu öğrendikten sonra da sözleşmeyi feshettiklerini, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi fabrika bünyesinde üretilen ürünlerin dağıtımının, satışının ve pazarlama hakkının kiraya verildiğini, oysa şirket ortaklarının kendi fabrikalarına giremediğini ve üretimden elde edilen karın müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla el atmanın önlenmesi ile 15.000 TL ecrimisil bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ecrimisil taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 07.01.2009 tarihli, 3 yıllık kira sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme gereğince davalı şirketin müvekkili şirkete bina içerisinde ofis olarak kullanılmak üzere bir oda kiralayarak üretmiş olduğu tüm ürünlerin dağıtım, satış ve pazarlama hakkını müvekkiline verdiğini, müvekkilinin işgalci olmamasına rağmen davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine men davası açıldığını ve mahkemeden alınan tedbir kararından sonra müvekkili şirket yetkililerine ve çalışanlarına tedbir kararında belirtilen oda dışında hiçbir yerin kullandırılmadığını, müvekkilinin sözleşme gereği üretilen tüm ürünlerin dağıtım, satış ve pazarlanmasında tek hak sahibi iken bu haklarının elinden alındığını, davalı şirket yetkilisinin kendi şirketine zarar verdiğini, elektiriği kestirdiğini, mesul müdür atama yetkisi kendisinde olmasına rağmen atamadığını ve ilgili kurumlara şikayette bulunarak fabrikanın kapanmasını sağlamaya çalıştığını, davalının amacının müvekkilinin çalışmasını engellemek ve işletmedeki varlığına son vermek olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin sözleşme ile kabul edilen ancak davalı tarafından elinden alınan dağıtım, satış ve pazarlama hak ve yetkilerine davalının müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davanın ise reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafları 07.01.2009 tarihinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirketin Esen Su Dolum Tesislerinin işletilmesine ilişkin olarak anlaşma imzaladıkları, sözleşme gereği asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirketin üretimden ve planlamadan, asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketin ise dağıtım, satış ve pazarlamadan sorumlu olduğu, tarafların birbirinin işine karışmayacağı kararlaştırılarak aksine hareket edilmesi halinde karşı tarafın bildirimsiz fesih hakkının doğacağının imza altına alınmış olup, asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket yetkilileri karşı tarafın sözleşmeye aykırı hareket ettiğini bildirerek sözleşmeyi feshetmiş ve yapılan keşifte asıl davada davacı-birleşen davada davalı yetkililerinin davaya konu dolum şirketinde bulunmadıkları, buna rağmen asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket yetkilisinin ilgili dolum tesisinde çalışmaya devam ettiği, üretim ve planlama yetkisinin asıl davada davacı-birleşen davada tarafa verilmesine rağmen asıl davada davalı-birleşen davada davacı yetkilisinin illegal kişilerin şirkete girmesine engel olduklarını kabul ettiği, oysa ki böyle bir yetkinin davaya konu sözleşmede kendisine tanınmadığı, bu doğrultuda asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket yetkililerinin sözleşmeyle kendilerine tanınan yetkileri aşarak sözleşmeyi ihlal ettiği anlaşılmakla sözleşmede bildirilen fesih hakkının karşı tarafça kullanılmasının hukuka uygun olduğu ayrıca, her ne kadar keşif sırasında hazır bulunan asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket yetkilisi ... Dönmez'in, ... Su Dolum Tesisinin sahibi olduğunu ve kendisiyle anlaşma yaptıklarını iddia etmiş ise de, ...Dönmez'i fabrikada yetkili kılan mahkeme kararının henüz kesinleşmediği, bu doğrultuda yapılan anlaşmaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, fabrikanın yetkilisinin halen ... Açık olduğu, asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafın şirkette hiçbir yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davada davalı- birleşen davada davacının davasının reddine, şirkette hali hazırda yetkili olan asıl davada davacı- birleşen davada davalının ise ecr-i misil talebinin feragat nedeniyle reddine, el atmanın önlenmesi talebinin kabulü ile ...Su Ltd. Şti. Su Dolum Tesisinin kendisine teslimine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafın bizatihi sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddinde bir isabetsizlik olmamasına, feshin haksız olup olmadığının bu davada incelenmesine gerek bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 29,25 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.