Taraflar arasında görülen davada verilen 17/12/2012 tarih ve 2011/343-2012/259 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin mühendislik üzerine bilgisayar yazılımı üreten sayılı firmalardan olduğunu, lisans hakkı kendisine ait olanisimli bilgisayar yazılımının eser sahibi olduğunu, davalı işyerinde yapılan tespitte bir adet bilgisayarda müvekkili şirketin hak sahibi olduğu isimli program ile modüllerin tespit edildiğini, davalının izinsiz bir şekilde programı kurup kullandığını, 68/2. maddesi uyarınca bilgisayar programının satımı konusunda sözleşme olması halinde belirlenecek mutad bedelin 3 katı tutarında tazminat talep ettiklerini ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de toplam 20.446, 29 TL istemiştir.
Davalılar, tespitte programın sadece bir parçasının bulunduğu, bununla işlem yapmanın mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait bilgisayar programının davalıya ait bilgisayarda tespit edildiğini, davacının çoğaltma hakkını ihlal ettiği, tespit anında alınan ekran çıktılarına göre programın bilgisayar yükleme tarihinin 23.09.2010 olduğu, dava tarihine kadar 5.5 aylık kullanım olması nedeni ile tazminat hesabında yıllık kiralama seçeneğinin hakkaniyete daha uygun olduğu kanaatine varıldığı, davacının 68. maddesi uyarınca 3 katı tazminat talebinde bulunduğu, bu konuda hakimin 1-3 katı tazminat arasında karar vermekte serbest olduğu, somut olayda ihlal eyleminin işleniş kastı karşısında 3 kat tazminata hükmedilmesi gerektiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 4.089, 27 TL maddi tazminatın 23.09.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 Sayılı HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı ... vekili tarafından 04.03.2013 havale tarihli dilekçeyle katılma yoluyla temyiz talebinde bulunulmuşsa da temyiz harcı yatırılarak temyiz defterine kaydedilmediğinden, usulüne uygun yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
./..
-2-
2- Dava içeriğinde aleyhine hüküm kurulan 07.01.2014 tarih ve 111 sayılı cevabi yazısında 26.07.2012 tarihinde fesih edilerek kaydının silindiği bildirildiğinden mahkeme kararından önce sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. Husumet hususu davanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden mahkemece davacıya davalı şirketin ihyası için süre verilip ihya davası açıldığında o dava sonucu beklenerek ona göre karar vermek gerekirken sicilden terkin edilen şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış kararın bu nedenle re' sen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının davalı ...'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy