MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.12.2013 tarih ve 2012/18-2013/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı .... AŞ'nin ortakları olduğu davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin, müvekkili ile birlikte dava dışı .... olduğunu, diğer davalı ...'nun da 23/12/2011 tarihine kadar şirket denetçisi olarak görev yaptığını, 13/10/2011 tarihli ihtarname ile diğer yönetim kurulu üyelerinin müvekkilini 16/11/2011 tarihinde yapılacak yönetim kurulu toplantısına davet ettiklerini, ancak Cem Siyahi hariç diğer yönetim kurulu üyelerinin 10/10/2011 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmeleri nedeniyle toplantıya gelmediklerini, yönetim kurulu üye sayısının 4'den 2'ye düşmesi nedeniyle şirketi yönetim kurulu organından mahrum bıraktıklarını, bunun üzerine şirket denetçisinin 23/12/2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı yaptığını, şirket denetçisinin kanuni görevlerini kasten ve ihmal etmek suretiyle yapmadığından denetçilik niteliklerini kaybettiğini, yönetim kurulu ve denetim kurulu seçimi gibi tek bir gündem maddesi ile 23/12/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunun yoklukla ve hükümsüzlükle malul olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 23/12/2011 tarihli olağanüstü genel kurulunun hükümsüz olduğunun tespitine veya iptaline ve şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili, davacının genel kurulun iptaline ve geçersizliğine gerekçe olarak ileri sürdüğü vakıaların genel kurul toplantısı ile bağlantısı bulunmadığını, şirketin yönetim kurulu üyelerinin istifası sebebiyle organsız kaldığını, yönetim kurulunun oluşturulması için genel kurulun toplantıya çağrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, genel kurulun iptali talebinin denetçiye karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 06/05/2005 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili'ne tescil ettirdiği ana sözleşmesinde şirket yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağının belirlenmesine rağmen, ilk kuruluşundan itibaren şirket yönetim kuruluna 4 kişinin üye olarak seçildiği ve uygulanageldiği, şirket yönetim kurulu üyeleri Abdullah Gözener ve Erol Tabanca'nın 10/10/2011 tarihinde istifa etmeleri nedeniyle 16/11/2011 tarihli yönetim kurulu toplantısının yapılamadığına ilişkin tutanakta da belirtildiği üzere, şirketin geriye kalan 2 Yönetim Kurulu üyesinin TTK'nın 315. maddesine göre eksik kalan ve ana sözleşmeye göre 1 kişi olan yönetim kurulu üyeliğine geçici olarak görev yapmak üzere üye seçimi yapmadığı, bu itibarla şirketin yönetim kurulunun toplanamama ve karar alamama durumuyla karşı karşıya kaldığı, şirket denetçisi davalının kalan yönetim kurulu üyelerinin imzalarını taşıyan tutanağın bildirilmesi üzerine, şirketin yönetim kurulunun üyelerinin seçiminin yapılması için genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırdığı, TTK'nın 315. maddesine göre halen görevi devam eden yönetim kurulu üyelerinin yeni üye seçme konusunda karar almamaları nedeniyle, denetçinin genel kurulu toplantıya çağırmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy