Taraflar arasında görülen davadaverilen 28/02/2012 gün ve 2011/33-2012/30 sayılı kararı onayan Daire’nin 09.09.2013 gün ve 2012/17133-2013/15195 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 1974 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ticaret hayatına başladığı günden bu yana markasını kullanmakta olduğunu, müvekkilinin 2009/26172 sayılı ibareli marka başvurusuna davalı şirketin markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın ısmen kabul edilerek, başvurularının bazı ürünler bakımından kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilin bu karara karşı itirazda bulunduğunu, ancak itirazlarının haksız bir şekilde reddedildiğini, müvekkili şirketin marka başvurusuna konuesas unsuru üzerinde davalı firmadan çok önce hak sahibi olduğunu, başvuruya konu markanın müvekkilinin seri markası olarak kabulü gerektiğini, redde gerekçe gösterilen davalı markalarının hükümsüzlüğü için dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ibaresinin müvekkili firmanın tescilli ticaret unvanının da ayırt edici unsuru olduğunu, ayrıca uzun süreli kullanım sonucu,markasının müvekkil ile özdeşleştiğini, müvekkilinin yoğun reklâm ve yatırım faaliyetleri sonucunda ibareli markalarını tanınmış hale getirdiğini, davalının eriş markası üzerinde müvekkilinden önce markasal kullanımı olmadığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının itirazında kötüniyetli olduğunu, ileri sürerek sayılı kararının iptali ile 2009/26172 numaralı marka başvurularının tüm ürünler için tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 09.09.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 52,40 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 07.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy