MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2009/167-2013/274 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı tarafın "...." markasını KHK m.14 anlamında kullanmadığını, markayı tescilden günümüze 5 yıl fasılasız kullandığını ispatlaması gerektiğini, davalı markasının tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin 2005 yılındaki tescil başvurusu ile yoğun şekilde kullanmaya başladığını, müvekkilinin .... ibaresini tanınır hale getirdikten sonra davalının bu marka ile faaliyette bulunmak istediğini, davalı markasının kullanımına ilişkin dosyaya sunulan delillerin markanın yurt dışındaki kullanımına ait olduğunu, bu kullanımların da markanın tescilli olduğu sınıflarda olmadığını, davalı tarafın markayı yurt içinde kullanmadığını, markanın tescil edildiği tüm ürünlerde kullanılmadığını, son 5 yıldır kullanılmaması nedeniyle de markanın iptalinin gerektiğini ileri sürerek davalı firma adına tescilli .... markasının tüm emtialar bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın hükümsüzlük istemekte hukuki yararının bulunmadığını, söz konusu markanın birçok ülkede tescilli olduğunu, ayırt edicilik özelliği kazandığını ve tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkilinin 3. kişilerin kullanımlarını tanınmışlık hakkına dayanarak dahi engelleyebileceğini, davacı tarafın huzurdaki davayı ikame etmede uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, davacının kendisinden beklenen ticari özeni göstermediğini, kötü niyetli hareket ettiğini, dava konusu markayı müvekkilinin kullanmadığını davacı tarafın ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin .... markasını son 5 yıllık dönemde Marka KHK'nın aradığı şekilde kullandığını, yerli yabancı bir çok firma ile ticari ilişki içinde olduğunu, markanın ihracat ve ithalat amacıyla kullanımının da Marka KHK m.14 anlamında bir kullanım sayıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı adına tescilli dava konusu markanın tescil edildiği tüm sınıflarda 11.11.2004 ve 11.11.2009 tarihleri arasında ciddi bir kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli Waldorf- Astoria ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nın 14 maddesi uyarınca kullanılmamasına bağlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy