MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/591-2013/754 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı... A.Ş.'nin ortakları olduğunu,... A.Ş.'nin üçüncü kişi olan .. A.Ş. ile arasında hiçbir bağ olmadığını,... A.Ş. temsilcilerinin üçüncü kişi lehine ipotek tesisine yetkisinin olmadığını , şirketin öz bünyesi için mal varlığında tasarrufta bulunabileceği hususunun şirket ana sözleşmesinde düzenlendiğini, buna rağmen davalı şirket temsilcilerinin dava dışı ....A.Ş.'nin diğer davalı bankadan kullanmış olduğu kredinin teminatı olarak şirkete ait İstasyon Mahallesi 1176 ada 323 parselde kayıtlı taşınmazı 10.000.000 TL bedelle ipotek tesis ettiğini, yapılan ipoteğin ana sözleşmeye aykırı olduğunu ,ipoteğin davalı şirketin faaliyet konusuyla da ilgisi olmadığını, kurulacak ipoteğin ancak şirket lehine olabileceğini, bu durumun şirketin mahvına sebep olabileceğini ileri sürerek taşınmaz üzerindeki 7117 sayılı ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu ipoteğin tesisi için ana sözleşmede şirket yetkililerinin yetkisi olmadığı halde ipotek işlemini gerçekleştiren diğer davalı bankanın gerekli araştırmayı yapmamış olması dolayısıyla sorumlu olduğunu, dava konusu ipotek işleminden sonra ana sözleşmede bu konuda değişikliğe gidildiğini, dava kabul edilecekse dahi kendisine dava açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili hakkında yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili; dava konusu kredi sözleşmesinde davalı... A.Ş.'nin ....A.Ş. ile birlikte müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla borçlandığını, bu nedenle birinci ve ikinci dereceden ipotek kurulduğunu ,borcun ödenmemesi üzerine takip yaptıklarını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan inceleme sonunda; dava konusu ipotek akit tablosu incelendiğinde 7117 nolu işlemle ... A.Ş.'yi temsilen imzaladıkarı ipotek sözleşmesiyle ... A.Ş. , ... A.Ş. ve davalı banka arasında yapılmış kredi ve kefalet sözleşmeleri nedeniyle ipotek tesis edildiğinin görüldüğü, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazısına göre 2-6-2010 tarihli genel kurulda şirketi temsile yetkili kişilerin ... olduğu, şirket ana sözleşmesinin 4/r maddesinde; şirketin amacının geniş bir ticaret alanı olup bunun gerçekleşmesi için kredi kullanmak şirketin taşınmazlarını ipotek vermek olduğu hususunda düzenleme yapıldığı, ...Yapı A.Ş.'nin 15-10-2010 tarihinde davalı bankadan 10.000.0000 TL bedelli kredi kullandığı ve ...A.Ş.'nin bu krediyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, kredinin teminatı olarak taşınmazı ipotek ettirdiği, yapılan ipotek işleminin usulüne uygun olduğu, yine asıl borçlu olan ... A.Ş. temsilci... davacılarla hala-dayı çocukları olduğunun nüfus aile kayıt tablolarıyla anlaşılmış olup her iki şirket arasında organik bağ olduğunun görüldüğü, bu anlamda...A.Ş.'nin ticari faaliyetini gerçekleştirmek için organik bağ içinde olduğu ...A.Ş.'nin ve kendisinin kullanıp kefil olduğu kredi sözleşmesi gereği kullandığı kredinin teminatı olarak gösterdikleri taşınmazda davalı banka lehine şirket yetkili organınca ana sözleşmeye uygun olarak ipotek tesis edilmesinde herhangi bir usülsüzlük olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı ,davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve şirket ana sözleşmesinde münhasıran şirket borçları ve alacakları için rehin, ipotek kurma hükmü yer alsa dahi Dairemizin 23.03.1982 gün ve 851/1255 sayılı kararında da belirtildiği gibi şirket mevzuu içinde açıkça sayılmasa bile ticaret hayatının icabı olarak şirketlerin birbirlerine veya ticari iş yaptıkları tacirlere kefalet vermelerinin, taşınmazlarını banka borçları için ipotek etmelerinin TTK'nın 137 ve 321. madde hükümleri çerçevesine giren ve şirket mevzuu içinde kalan (mutad bir muamele) olmaları nedeniyle geçerli olmasına göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy