MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/12/2013 tarih ve 2009/597-2013/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 26/12/2008 de yağ-yakıt alımı konusunda mutabakata varıldığını, davalıya 8475- USD tutarında fıçı yağ verildiğini, bedelin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini, gemiye yağ verildiğinin gemi kaşesi ve kaptan imzasını içeren sevk irsaliyesi ile sabit olduğunu, TTK mad 1235 hükmü ile yağ yakıt hizmetinin kanuni rehin hakkı verdiğini, yağın verildiği geminin yabancı bayraklı olduğunu, alacak teminata bağlı olmadığından öncelikle geminin seferden men'ine, takibe vaki itirazın iptaline ve takibin devamına ve müvekkili lehine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacaklının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte bulunma hakkı olmadığını, müvekkili davalının acenteliğini yaptığı şirketin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %40 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın dayanağının taşınır rehninin paraya çevrilmesi usuluyle başlatılan takip olduğu, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilmesi için alacağın gemi alacağı olması şartının bulunduğu, TTK mad 1320 de (eski yasa 1235) sayılanlardan birinin talep konusu olması gerektiği, aynı Yasa'nın 1235. maddesinin 6.fıkrasında kaptana verilen yetki sebebiyle yapılan işlemler sayıldığına göre, davaya konu yağ alımının da bu çerçevede olması gerektiği, ancak bağlama limanı İstanbul olmayan gemide Kumkapı'da 05/01/2009 da yapılan yakıt ikmalinin kaptan inisiyatifi ile gerçekleştirilen ve TTK mad 1235 'te sayılan işlemlerden değil, davalı ile davacı arasındaki satış işleminden doğan sonuç olması itibariyle, olağan ticari işlerden sayıldığı, dolayısıyla rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibi haklı kılar bir temel işlem bulunmadığı, yönteme uygun bir takip yolu seçilmediği, dava şartının yerine getirilmediği, ayrıca davanın alacak davasına da dönüşmediği gerekçesi ile davanın reddine, davalı kabulü ile yağ alımı sabit olduğundan tazminat talebinin de bu sebeple reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy