MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2013 tarih ve 2013/18-2013/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya'da kurulan .... İnternational Marketing And Trading GmbH (.... GmbH), .... İnternational Marketing And Trading A.G (.... A.G) ile Türkiye'de kurulan davalı ...Ş'nin sahibi olan diğer davalı ...'ün planlı bir şekilde yurtdışındaki şirketleri aracılığı ile para toplayıp gerek bu şirketlerin gerekse .... Holding A.Ş'nin tüzel kişiliği arkasında saklanarak yönetim kurulu başkanı olarak toplanan paraları kendi hesaplarına aktardığını, .... A.G ve .... GmbH'nin iflas ettiğini, müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu, yatırılan paraların talep edildiği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği garantileriyle kendisinden para tahsil edildiğini, makbuz olarak kullanılmak üzere üzerinde ".... İnternational Marketing And Trading GmbH" yazılı 29.03.1999 tarihli belge teslim edildiğini, müvekkiline şirkete yatırdığı toplam 20.000 DM tutarındaki parayı gösterir ve sözleşmenin belirli bir müddet sonunda feshini bildirir 07.03.2000 tarihli ".... İnternational Marketing And Trading A.G Ortaklık Sözleşmesi" adlı belgelerin verildiğini, müvekkilinin parasını geri almak istediğinde herhangi bir şirket yetkilisine ulaşamadığını, bu nedenle Beyoğlu 2. Noterliğinin 22.01.2009 tarih 1780 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile paranın geri ödenmesinin talep edildiğini, davalılar tarafından verilen cevapta müvekkilinin yurtdışında kurulu GmbH ve .... A.G'ye başvurması gerektiğinin belirtildiğini, davalıların müvekkili dahil binlerce kişiyi bu şekilde para toplamak suretiyle dolandırdığını, Bakırköy 8. AĞCM'nin 12.11.2006 tarih 2002/614 Esas 2006/359 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ün nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından kararın düzeltilerek onanmasının talep edildiğini, .... A.G'nin iflas nedeniyle, .... GmbH'nin ise mahkeme kararı üzerine ticaret sicilinden kayıtlarının silindiğini, müvekkilinin zararlarının tazmini için davalılar dışında başvuracağı gerçek veya tüzel bir kişinin bulunmadığını, davalılar tarafından yürütülen faaliyetlerin Bankalar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun hükümlerine aykırı olduğunu, ...'ün Bakırköy 2 ASCM'nin 1999/1467 Esas 2002/429 Karar sayılı kararı ile SPK'na muhalefet suçundan
cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın onanarak kesinleştiğini, ....ASCM'nin 2007/232 Esas sayılı dosyasında Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanununa aykırılık suçundan devam eden dava olduğunu, .... Holding A.Ş tarafından Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun yönünden yapılan inceleme sonucu düzenlenen MASAK Raporu; .... Holding A.Ş. ve .... GmbH tarafından yürütülen Para Toplama Faaliyetinin Kambiyo Mevzuatı Yönünden İncelenmesine İlişkin Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Raporu; .... Holding A.Ş ve .... GmbH tarafından yürütülen Para Toplama Faaliyetinin Sermaye Piyasası Yönünden İncelenmesine İlişkin SPK Raporu dikkate alındığında ilgili şirketlerin mal varlığını Türkiye'de kurulu .... Holding A.Ş'ye ve şahsi hesaplarına aktaran söz konusu şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve tek imza yetkilisi olan davalı ...'ün ve paraların aktarıldığı .... Holding A.Ş'nin müvekkilinin zararından birinci derecede sorumlu olduğunu ileri sürerek, 20.000 DM (10.225,84 Euro) karşılığı 23.034,73 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile davalılar arasında hiçbir ticari ya da hukuki ilişki veya para alışverişinin bulunmadığını, davalı şirketin ya da diğer davalı ...'ün sessiz ortakları bulunmadığını, davacının .... AG'ye para yatırdıkları yönündeki iddiası karşısında müvekkilleri hakkında dava açılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, keza anılan dava dışı şirketin müvekkili şirkete sermaye koymak suretiyle ortak olduğunu, dolayısıyla herhangi bir usulsüz ve yasal olmayan para aktarma durumunun söz konusu olmadığını, söz konusu şirketin yasalara uygun bir biçimde müvekkili şirkete ortak olarak katıldığını ve halen ortak durumunda olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ün .... AG ve .... GmbH'nin tek ortağı ve tek temsilcisi olduğu, yurt dışındaki bu iki şirketin .... Holding A.Ş'nin ortağı olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dosyaya sunulan resmi raporlara göre .... GmbH ve .... AG’nin gayrifaal şirketler oldukları, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre .... AG ile .... GmbH şirketleri paralarını .... Holding A.Ş ye aktardıkları, davalı ...Ş ile dava dışı .... AG ve .... GmbH şirketlerinin diğer davalı ... ün şirketleri olup,..... ün .... Holding A.Ş nin yönetim kurulu başkanı ve murahhas azası ve hakim ortağı, .... GmbH nin ise tek ortağı ve temsilcisi olması karşısında davalılarla dava dışı .... AG ve .... GmbH arasında organik bağlantı bulunduğu, bu durumda davalıların husumet itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, dava konusu olayda .... GmbH ve .... AG davacı ve diğer sessiz ortaklardan topladıkları sermayenin 47.493.127,55 TL ye tekabül eden bölümünü davalı ... .... Holding A.Ş deki hisselerinin önemli bir kısmını satın almak amacıyla kullanıp bedelini de Türkiye'ye davalıların hesabına resmi kanaldan transfer ettiği, bu durumda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi uyarınca dava dışı iki şirketin tek bir şirket olarak değerlendirilmesi sonucunda davalı ...Ş.' nin bu yönü itibariyle , davalı ... ün ise şirketin yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle TTK'nın 336. Maddesi gereğince davacının yatırmış olduğu ancak kendisine iade edilmeyen 20.000 DM karşılığını ödeme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 22.903,83 TL'nin 03.02.2009 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.198,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 18/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy