MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.11.2013 tarih ve 2013/215-2013/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı ...nin Antalya ilinde süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, gerçek kişi tarafların bu şirketin ortakları olduğunu, müvekkillerinin azınlık pay sahibi, davalı gerçek kişilerin ise hakim ortak konumunda bulunduklarını, hakim ortak olan davalıların şirketin işleyişi, ciro, kâr dağılımı ve benzeri konularda müvekkillerine bilgi vermekten imtina ettiklerini ve şirketi kendi inisiyatifleri doğrultusunda yönettiklerini, davacı ...'un davalı ...nin yönetim kurulu üyesi olmasına karşın, yönetim kurulu toplantılarına dahi çağırılmadığını, davacıların bilgi edinme haklarının çekilen ihtarnamelere rağmen engellendiğini, ortaklar arasında büyük bir iletişimsizlik bulunduğunu, sektörde büyük bir ciroya sahip olan ...nin reel kârı ile resmiyetteki kâr oranlarının farklı gösterildiğini, davalı şirketten elde ettikleri gelir dışında başka bir gelirleri olmayan davalı ortakların malvarlığında son dönemde meydana gelen büyük artışın bu durumun açık bir göstergesi olduğunu, davalı yöneticilerin şirketi yönetirken özen yükümlülüklerine aykırı davrandıklarını, davalı şirketin Şubat ayında hazırlanması gereken yıllık faaliyet raporunun üç aylık bir zaman geçmesine karşın halen hazırlanmadığını ileri sürerek, öncelikle davalı ...nin idaresi için 6102 sayılı TTK'nın 235/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı ile birlikte kayyum atanmasına, yapılacak yargılama sonucunda gerçek kişi davalıların temsil yetkisinin kaldırılarak, davalı ...nin temsil yetkisinin mahkemece atanacak kayyuma verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafın 6102 sayılı TTK'nın 235/1. maddesine dayanarak kayyum atanması talepli bu davayı açtığını, gösterilen gerekçenin hiçbir maddi delile dayanmadığını, dayanak alınan yasa maddesinin kollektif şirketlerle ilgili olduğunu ve anonim şirketlerde uygulanamayacağını, anonim şirketlerde kayyum atanmasına ilişkin şart ve koşulların MK'nın 427/4 ve 6102 sayılı TTK'nın 530'uncu maddesinde düzenlendiğini, anonim şirkete kayyum atanması için gerekli olan ''şirket organlarının gerekli sayının altına düşmesi, genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının gerçekleştirilememesi, şirket yönetiminin sağlanamaması'' gibi sebeplerin somut olayda bulunmadığını, müvekkili şirketin bütün organlarının faal olarak çalıştığını ve herhangi bir sıkıntı bulunmadığını, davacıların şirketten bilgi alamadıklarına, toplantılarına davet edilmediklerine, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun oluşturulmadığına ve yönetimde söz sahibi olmadıklarına ilişkin iddialarının asılsız olduğunu, davacıların gerçek kişi davalılara yönelik diğer suçlamalarını da kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın anonim şirket yöneticilerinin azli ve şirkete kayyum atanması istemlerine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyesinin görevden alınmasının 6102 Sayılı TTK'nın 364'üncü (eski TTK madde 316) maddesine göre genel kurul kararı ile olabileceği, yönetim kurulu başkanının görevden alınmasının ise başkan seçimini yapan yönetim kurulu kararı ile mümkün olabileceği, somut olayda; azınlık pay sahibi olan davacı ortakların, keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmeleri gerekirken, doğrudan dava açtıkları gerekçesi ile uyuşmazlıkla ilgili bulunmayan TTK'nın 235/1. maddesi dayanak alınarak açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy