MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2013 tarih ve 2012/126-2013/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin .... ilçesinde ortak olarak avukatlık yaptıklarını, kendini .... olarak tanıtan bir kişinin ....'taki bir davadan dolayı hukuki yardım istediğini, gerekli incelemeler yapılarak kendisine bilgi verildiğini, daha sonra bu kişinin İstanbul'da olduğunu, tedavi gördüğünü belirterek, dosyadaki kamulaştırma parasının tahsil edilmesini istediğini, müvekkillerine vekaletname gönderdiğini, mahkemece ilgiliye ödenmesi gereken paranın müvekkilleri tarafından çekilerek vekalet veren ...'a havale edildiğini, daha sonra ... ismini kullanan kişinin gerçek .... olmadığının anlaşıldığını, bu kişinin zarar görmemesi için çekilen paranın iade edildiğini, sahte kimlik belgesi ile hesap açan ve yine sahte kimlik belgesi ibraz eden yanlış kişiye ödeme yapan bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 84.578,77 TL tazminatın 02/03/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın kusurlu eyleminin bulunmadığını, şubeye başvuran .... adına talebi doğrultusunda hesap açıldığını, her türlü kontrolün yapıldığını, davacıların müvekkili tarafından değil kendisini Arif olarak tanıtan kişi tarafından dolandırıldığını, davacıların yüz yüze gelmediği kişinin verdiği vekaletnameye göre gerekli inceleme yapmayarak kusurlu davrandıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava dışı .... isimli kişinin ....'ta görülmekte olan kamulaştırma davasında davacı sıfatını taşıdığı, davada davacı lehine kamulaştırma bedeline hükmedildiği, bu durumu öğrenen kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin davacıların avukatlık yaptığı Söke ilçesindeki büroyu arayıp, kendisini .... olarak tanıttıktan sonra ....'da olduğunu, tedavi gördüğünü, mahkemece hüküm altına alınıp bankaya yatan kamulaştırma parasının tahsil edilmesini istediğini bildirerek, bu kişinin davacılara vekaletname ve imza beyannamesi gönderdiği, gönderilen belgelerin mahkemeye sunularak davacılar tarafından 114.896,00 TL'nin çekildiği, 84.578,77 TL'nin .... adına açılan hesaba gönderildiği, ancak bu hesabın gerçek .... değil, kendini bu şekilde tanıtan ve davacılara başvuran kişi tarafından açıldığı ve paranın ulaşması üzerine çekildiği, yapılan ceza soruşturması kapsamında fail ya da faillerin yakalanamadığı, davalı banka şubesinde iğfal kabiliyeti bulunan bir nüfus cüzdanıyla hesap açıldığı, bu tür bir mevduat hesabının
açılması için gereken bankacılık işlemlerinin tümünün yapıldığı, gerekli belgelerin, formların, imza örneklerinin, nüfus cüzdan örneğinin alındığı, eksik-usulsüz işlem bulunmadığı, kaldı ki bu işlemlere dayanak oluşturan nüfus cüzdanının vekaletname tanzimi sırasında Notere de ibraz edildiği, sahte nüfus cüzdanları konusunda bankaya nazaran daha fazla bilgi ve deneyimi olması gereken noterin dahi sahteliği fark etmediği, dolayısıyla sunulan sahte nüfus cüzdanın aldatma (iğfal) kabiliyetinin bulunduğu, esasen bankaya hesap açtıran kişi ile bu hesaptan para çeken kişinin de aynı olduğu, sahte kimlikle açılan hesaba para havalesi talimatının bizzat davacılarca verildiği, olayda kusurlu bir eylem var ise bunun münhasıran davacılara ait olduğu, zira K.Maraş Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın hiçbir aşamasında bir avukatın hukuki yardımından yararlanmayan kişinin, dava sonuçlanıp para kendi hesabına yatırıldıktan sonra salt paranın çekilip İstanbul'a gönderilmesi için Söke'deki avukatlık bürosuna başvurması ve 'hukuki yardım' olarak dahi değerlendirilemeyecek bir havale işleminin gerçekleştirilmesi için 30.317,23 TL'lik bir tutardan vazgeçilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bunun avukatlık görevi yapan davacılar tarafından fark edilmesi ve İstanbul'da Notere gidip işlem yapabilen kişinin nasıl olup da İstanbul'daki banka şubesinden hak sahibi olduğu parayı çekemediğinin düşünülüp sorgulanması gerektiği, dava dışı-tespit edilemeyen kişi ya da kişilerin gerçekleştirdiği hileli işlemlerde davalı bankanın kusurlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekli temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy