MAHKEMESİ : ....FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/55-2013/236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin .... ibareli bir çok seri markasının bulunduğunu, 2002/30403 sayılı ..... 2003/00071 sayılı ...., 2000/12827 sayılı ...., 1998/016729 sayılı...., 1998/016730 sayılı ....ibareli markaların davalı adına tescilli olmalarına rağmen kullanılmadığını, davalının bu tescillerinin müvekkilinin .... ibareli seri markalarının etkisini kırmaya yönelik ve kötüniyetli olduğunu, iltibasa sebep verdiğini, tescillere dayanılarak müvekkilinin seri markalarını kullanma hedefine engel teşkil edilebileceğini, ayrıca davalı tarafından dava konusu markaların fiilen kullanılmasının haksız rekabete sebep olacağını, kullanılmayan markaların terkininde kamu yararının da bulunduğunu ileri sürerek anılan davalı markalarının 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42/1-c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin .... ibareli markalar açısından öncelik hakkına sahip olduğunu, bu ibarenin artık vasıf bildirir hale geldiğini, kimseye münhasır hak sağlamayacağını, müvekkili markalarının varlığından zarar görme ihtimali bulunmayan davacının bu davayı açamayacağını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK'nın 43. maddesinde yer alan "zarar gören kişi" kavramının geniş yorumlanması gerektiği, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, kötü niyetli tescil iddiasının yerinde görülmediği, kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davalarında ispat yükünün marka sahibi davalıya ait olduğu, ispat yükü kendisine düşen davalı tarafa markayı kullandığını ispatı yönünde delil ibrazı için süre verildiği, ancak davalının bu konuda herhangi bir delil ibraz edemediği, davalının markaları kullandığı yönünde herhangi bir savunmasının dahi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2002/30403 no'lu .... ... ibareli, 2003/00071 no'lu ve .... ... ibareli,
2000/12827 no'lu ........ 198857 no'lu..., 201093 no'lu .... biçimindeki markaların 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42/1-c maddeleri gereğince kullanmama nedeniyle hükümsüzlüklerine ve ... sicilinden terkinlerine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy