MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26/07/2011 tarih ve 2011/105-2011/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla,, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait romanın davalı tarafından TV dizisi olarak yapımı konusunda taraflar arasında sözleşme yapıldığını, buna göre davalının 01.09.2008 tarihinde ödemesi gereken telif ücretini süresinde müvekkiline ödemediğini, sözleşmedeki edimin ifa edilmemesi halinde 150.000 TL cezai şart öngörüldüğünü, bu bedelin tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, telif ücretinin davacıya ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının takip konusu ettiği cezai şartın, ifaya ekli cezai şart niteliğinde bulunduğu, bu nedenle davalının itirazının haksız olduğu, cezai şart konusu ile ilgili yükümlülüğünün sözleşmeden kaynaklandığı, ancak yanlar arasında çekişmeli bir konu olması karşısında alacağın likit sayılmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, inkar tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davacı vekiline 16/08/2011 günü, davalı tarafın temyiz dilekçesi ise 17/10/2011 günü tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 31/10/2011 tarihinde süre geçirildikten sonra katılma yoluyla temyiz dilekçesi vermiştir. HUMK 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/03/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekili ve katılma yoluyla vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 8.365,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 02/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy