MAHKEMESİ: ... 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 gün ve 2011/100-2012/283 sayılı kararı onayan Daire’nin 13.11.2013 gün ve 2013/4120-2013/20341 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1987 yılında ...'da kurulduğunu, "TECHART" ibaresinin müvekkili tarafından kurulduğu yıldan bu yana hem marka olarak, hem de ticaret unvanının esas unsuru olarak kullanıldığını ve anılan markanın dünya çapında tanınmış marka olduğunu, davalının müvekkilinin Türkiye distribütörü olduğu sırada, yetkisini aşarak müvekkilinin izni olmadan "TECHART+Şekil" ibaresini kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, davalının marka tesciline dayanarak, müvekkilinin ... an Türkiye distribütörü olan firmaya, karşı haksız işlemlerle engel olmaya çalıştığını, davalının söz konusu ibareyi tescil ettirmesinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün men'ini, davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-ı, 8/3 ve 8/5. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davacı markasının uluslararası tescilinin bulunmasının, markayı tanınmış olarak kabulüne imkan sağlamadığını, tescilli bir markaya dayalı olarak gerçekleştirilen kullanımın haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, hükümsüzlük iddiaları bakımından müvekkili ile davacı markalarının tescilli olduğu sınıfların birbirleri ile bağlantılı olmadığını ve markaların benzer olmayıp, karıştırma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının, davacının distribütörü olunması sebebiyle, davaya konu markada kullanılan ibare ve şeklin aynısının ve gerekse bu ibareyi çevreleyen şeklin renklendirilmesi dahil aynısının marka olarak tescil ettirilmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gibi davacı markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-(ı) bendinde belirtildiği üzere Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış marka statüsünde olduğu, marka sahibinden izin alınmadan bu nitelikte markanın tescilinin mutlak red nedeni olduğu, ayrıca KHK'nın 8/4. maddesinde ifade edilen hususlarda nazara alındığında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü talebinin kabulü ile davalı adına
tescilli 2007/28087 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının tescilli markasını kullanması ve marka hükümsüzlüğü kesinleşinceye kadar kullanımının yasal zeminde bulunması sebebiyle bu fiilinin marka hakkına tecavüz oluşturmayacağından marka hakkında tecavüz teşkil edilen fiillerin men'ine yönelik talebin, yine marka hükümsüzlüğü davaları sonucu verilen kararların ilan edileceğine dair KHK'da bir hüküm bulunmaması sebebiyle kararın ilanına dair talebin reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/11/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 17.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy