MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/10/2013 tarih ve 2012/171-2013/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde 10.06.1996 yılından beri 5. sınıfta tescilli, tanınan ''....'' markasının sahibi olmasına rağmen davalının 2008 49947 numara ile 5. sınıftaki tüm mallar için ''....'' ibareli markayı adına tescil ettirdiğini, ... ibaresinin zirai ilaçlarda kullanılmakta olan "..." adlı etken maddenin kısaltması olup ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, davalı markanın müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalı şirketin müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermekte olup, müvekkilinin markasından haberdar olduğunu, kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiğini belirterek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraf markalarının farklı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarında yer alan ''....'' ve ''....'' ibarelerinin herhangi bir etken madde ismi veya simgesi olmayıp ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarından dolayı tarım ilaçlarının hitap ettiği tüketici olan ziraat mühendisleri nezdinde dahi karıştırma ve çağırım yapma ihtimaline neden olduğu, etken maddenin kısaltması olan ''...'' ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, iltibas tehlikesinin olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy