Taraflar arasında görülen davad verilen 09/04/2013 tarih ve 2010/775-2013/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin akaryakıt ürünlerinin depolanması için davalı şirketin işletici olduğu "sans terminalinin 14067 tonluk (17.103 metreküp) kısmı için davalı ile 26.12.2006 tarihli depolama anlaşması akdedildiğini, müvekkili şirketinithal ettiği motorini, davalı şirketin terminaline getirdiğini gemi tahliye edilmeden evvel davalı şirket tarafından alınan numunelerin davalı şirketin tarafından analize edilmiş ve 01.04.2010 tarihli rapor ile uygunluğu tespit edilerek terminalin sahil tanklarına boşaltıldığını, bu üründen davalı şirket tarafından tekrar numune alındığını veanaliz edildiğini, analiz sonucunda ürünün teknik kriterlere uygunluğunun tespit edildiğini ve bu tespitin 02.04.2010 tarihli raporla kayıt altına alındığını, müvekkili şirketin terminalde bulunan ürünün millileştirilmesi kapsamında gerekli yasal şirket personelinin hatalı işlem yapda belirtilen usul ve esaslara aykırı olarak numune alıp ü'ne teslim ettiğini, davalı şirket personeli tarafından hatalı usul ile alının numunenin tarafından ithalat uygunluk değerlendirmesine tabi tutulduğunu ve netice olarak 12.04.2010 tarihli rapor ile ürünün teknik düzenlemelere aykırı bulunduğunu ve millileştirilmesine izin verilmediğini, müvekkili şirketin millileştiremediği ürünü alım maliyeti altındaki bir bedel ile atmak zorunda kaldığını, anılan hatalı işlem nedeniyle müvekkilinin üründen kar elde edemediği gibi maliyet altına satmak zorunda kalması nedeniyle ayrıca zarar ve ilave navlun mahiyeti oluştuğunu ayrıca müvekkilinin bu iki temel zarar haricinde gümrük maliyetleri, tankın bloke olması sebebiyle yaklaşık 1,5 ay boyunca ithalat yerine daha yüksek
.../...
-2-
bedelle ürün ikmal ettiğini, ithalatlarda ilave liman ve navlun mahiyetleri oluştuğunu, tüm ikmal programlarının aksadığını, millileştirmek istediği ürün yerine tekrar daha yüksek bir bedelden ürün almak zorunda kaldığını ileri sürerek oluşan tutarındaki zararının faizi ile birlikte davalıdan tahsilinekarar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; akaryakıt ürününün milleştirilmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ya da sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından aynı zamanda kendi ihtiyaçları için de akaryakıt ürünü ithal edildiğini, bu ürünlerin milleştirilmesinin de aynı usul ve esaslara tabi olduğunu, davacının resmi makamlar ile yaşadığı bir akaryakıt ithali sorununu depolama sözleşmesini bahane ederek müvekkili şirkete yüklemek istediğini, davacının iddia ettiği zarar ile müvekkili şirketin kusurlu bir davranışı arasında illiyet bağı kurulması gerektiğini, ne müvekkili şirketin kusurlu bir davranışının, ne de bu zarar ile müvekkili şirketin bir eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ki ilişkinin 26.12.2006 tarihli depolama anlaşması ile başladığı, dava konusu numune alım işlemlerinin yürütüldüğü sırada depolama anlaşmasının yürürlükte bulunduğu , uyuşmazlığın, davacının iddia ettiği, zararlı sonucun davalının veya elemanlarının eylem ve işlemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve zararla fiil ve fail arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, yasal mevzuat içeriğinden ve gelen cevaplardan davalı şirketin numune alımı gibi bir görevinin bulunmadığı gibi ilgili gümrük yönetmeliğinin hükümleri gereğince numunenin resmi memur gözetiminde alındığı, davalı şirketin numuneleri alması ya da gümrük müdürlüğüne kendisinin sunması gibi bir durumun varlığının kanıtlanamadığı, dava konusu ürünün gerçekten kriterlere uyup uymadığının tespiti yönünden mahkemece yeniden herhangi bir rapor alınmadığı görülmüşse de, bunun sonuca etkisinin bulunmadığı zira, yapılan araştırma ve sonuçlarına göre davalının zarar verici herhangi bir eylem ve işlemine dair delil elde edilemediği, dolayısıyla iddia edilen zarar ile davalı şirket arasında uygun illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy