MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/10/2013 tarih ve 2012/247-2013/262 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 99 hissesinin sahibi olduğunu, davalı şirketin 08/03/2011 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararda 2010 yılı dönem karının ortaklara ortaklık payları oranında dağıtılması konusunda yazılı teklif üzerine karın TTK hükümleri doğrultusunda ortaklara ortaklık payları oranında dağıtılmasına oy birliği ile karar verildiğini, davalı şirket yönetim kurulunun 11/05/2011 tarih ve 403 sayılı kararı ile "08/03/2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kar payı dağıtımı ile ilgili olarak TTK'nın 470. maddesi uyarınca kar payı sadece safi kardan ve bu amaçla ayrılmış olan yedek akçelerden dağıtılabileceğinden 30.582.869,29 TL tutarındaki 2010 yılı karından TTK hükümleri doğrultusunda 39.592.181,64 TL tutarındaki 2009 yılı zararının mahsup edilmesi gerektiği, genel kurul kararının TTK hükümleri doğrultusunda uygulanması sonucu fiilen dağıtılacak kar bulunmadığından bu hususun ortaklara bildirilmesine" yönünde karar alındığını, genel kurul kararına rağmen yönetim kurulunun bu şekilde karar alamayacağını, kar payı dağıtımının genel kurulun yetkisinde olduğunu, kar payı dağıtımı kararı doğrultusunda müvekkilinin hissesine düşen kar payı alacağının tahsili için Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2012/956 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı yanın itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket yönetim kurulunun 11/05/2011 tarihli ve 403 sayılı kararı ile alınan karın bulunmadığına ilişkin kararın davacıya 02/06/2011 tarihinde tebliğ edildiğini, işlemin ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddine ve davacının % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 2010 yılı bilanço karı 30.582.869,00 TL olsa da, safi kar hesabı için bilanço karından geçmiş dönem zararı olan 39.592.181,00 TL'nin düşülmesi ile dağıtılabilecek safi kar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy