MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/12/2012 gün ve 2010/370-2012/277 sayılı kararı onayan Daire’nin 27/11/2013 gün ve 2013/6773-2013/21478 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” markasını ...aracılığıyla 11.7.1991 tarihinde yapmış olduğu başvurunun ardından 24. ve 25. sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkilinin tescilli markasının dünyada tanınmış ve bir çok ülkede koruma altında olan bir marka olup, aynı zamanda “...” markasının 26.11.1996 yılından itibaren 24, 25 ve 26. sınıflarda OHIM nezdinde de tescilli olduğunu, davalı adına ... nezdinde tescilli 2000 ...no'lu "..." markasının, müvekkilinin tanınmış markası ile iltibas yaratır şekilde aynı olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan kötü niyetli olarak haksız yarar sağladığını, davalının markasını son beş yıl içerisinde de kullanmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasının ... nezdinde 2000 yılından bu yana 25. sınıf emtialar yönünden tescilli, sektöründe tanınan bir marka olduğunu, davacının markasının tanınmış bir marka olmayıp, davacının markasını Türkiye piyasasına 2010 yılında sürmeye ve marka için tescil almaya çalıştığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ülkesellik ilkesi ve MK'nın 2. maddesi uyarınca davacının üstün ve öncelikli hak sahipliğinin bulunmadığını, davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle hükümsüzlük talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının tanınmış marka olgusunu ispat edemediği ancak ibraz edilen faturalarla, davalının marka tescil tarihi olan 03.04.2000 tarihinden önce işareti markasal olarak Türkiye'de ciddi ve ticari anlamda kullandığını ispatladığı, davalının basiretli tacir sıfatı ve dürüstlük kuralına uygun hareket etme zorunluluğunun bulunduğu, tescilin kötü niyetli olduğu, davacının hükümsüzlük istemini ileri sürmekte sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğramadığı, davalı adına tescilli "..." markasının tescilli olduğu 25. sınıfta yer alan kravat emtiasında kullanıldığı, 556 sayılı KHK'nin 8/5. maddesi uyarınca hükümsüzlük şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 27.11.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy