MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/03/2013 tarih ve 2010/937-2013/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıya ait "HYB" markasının 556 sayılı KHK'nin 7/1 (g) bendi kapsamında koruma altına alınan bir garanti markası olduğunu, davalı adına tescilli bulunan "HYB HASYÜNCÜBAHARAT" ibareli markasının davacı markasını aynen içerdiğini, oysa davacının anılan markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-b-f gereğince tescil edilmeyeceğini ve aynı KHK'nın 8/1-b madde gereğince iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalının haksız kullanımı nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğünü, kullanımın durdurulmasını, şimdilik 500 TL maddi 5000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait HYB ibareli markalarının ...'nin özel korunan markalar sicilinde tescilli olduğu, davalı tarafa ait HYB HASYÜNCÜBAHARAT markasında HYB ibaresinin markanın esaslı unsurunu oluşturduğu ve ... sicilinde özel koruma altında bulunan bir garanti markasının esaslı unsuru ile aynı olduğu, davalı markasının kapsamında yer alan "yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, her çeşit baharatlar" ürünleri ile yiyecek ve içecek hizmetlerinin de TSE'nin HYB belgesi kapsamında yer alan ürün ve hizmetler olduğu nazara alındığında davalı markasının tescilinde 556 sayılı KHK.'nın 7/g maddesi anlamında tescil engeli bulunduğu, yine KHK'nın 8/b anlamında da taraf markaların benzer olduğu ve iltibas riskinin bulunduğu gerekçesiyle hükümsüzlük talebinin kabulüne, diğer taleplerinin ise usulüne uygun olarak tescil edilmiş markanın ve hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımı haksız kullanım kabul edilmeyeceğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazı yerinde değildir.
2-Ancak, mahkemece davacının manevi tazminat talebi reddedildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/3 maddesi gereğince davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 3. paragrafında yer alan ve “reddedilen manevi tazminat için belirlenen” ibaresinden sonra gelen “600,00 TL olmak üzere toplam 1.040,00 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.980,00 TL olmak üzere toplam 2.420,00 TL” ibaresinin eklenmesine kararın düzeltilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.