MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2013 tarih ve 2013/533-2013/725 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Bamberg Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 22.10.2009 tarih ve 1 O 159/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının ilk olarak 28.10.2009 tarihinde posta yoluyla davalı şirkete tebliğe çıkartıldığı, kararın iki hafta sonrası olan 11.11.2009 tarihinde kesinleştiği, ancak davacı vekili tarafından sunulan yabancı mahkeme kararında söz konusu kesinleşme şerhinin yer almadığı ve kesinleşmeye esas tebliğ belgelerinin sunulmadığı, yabancı mahkeme kararının son olarak yabancı mahkeme kararında da belirtildiği üzere 23.03.2011 tarihinde davalı şirkete bakanlık aracılığıyla tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde karar aleyhine temyiz yoluna başvurulduğu, bunun reddedilmesi üzerine Bamberg Yüksek Eyalet Mahkemesi'ne ve Federal Mahkeme'ye temyiz itirazlarında bulunulmasına rağmen yabancı mahkeme kararının 28.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve 11.11.2009 tarihinde kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, gerek Bamberg Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin ve gerekse de Federal Mahkeme'nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalıya doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirkete, yurtiçi tebligat yapılmasının, keza belirtilen temyiz mahkemesi karar gerekçesinde açıklanan hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki, belirtilen kararlar doğrultusunda tenfize konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK'nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy