MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/03/2013 tarih ve 2013/5-2013/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, .... markasının müvekkili adına ilk olarak 1991 yılında tescil edildiğini, bu markaya ek kullanılmak suretiyle de birçok markanın yine müvekkili adına tescilli bulunduğunu, ancak davalılardan Balcıoğlu Mümessillik Ltd. Şti'nin ....markasını 19. sınıfta tescil ettirmek üzere ....'ye başvuruda bulunduğunu, bu başvuruya yapılan itirazlarının da nihai olarak YİDK'nın 2009 M 3051 numaralı kararı ile ret edildiğini, oysa müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, KHK'nin 8/1-b maddesi uyarınca başvuru ile müvekkilinin markası arasında benzerlik bulunduğunu, davalının haksız yarar sağlayacağını ve müvekkilinin markasının ayırtedici karakterini zedeleyeceğini ileri sürerek .... YİDK'nın 2009 M 3051 numaralı kararının iptaline ve tescil halinde başvuru konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 03.10.2012 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; her iki taraf markasındaki ... ibaresi yönünden markalar arasında işaretsel benzerlik bulunmaktaysa da taraf markalarının farklı mal ve hizmet sınıfları yönünden tescilli olduğu, tüketicilerin ürünlerin farklı firmalara ait olduğunu bilebilecekleri, KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırma tehlikesinin bulunmadığı, sektörel farklılık nedeniyle davalının markasının 556 sayılı KHK’nin 8/4 maddesi anlamında davacı markasının tanınmışlık ve itibarına zarar vermeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy