MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/04/2013 tarih ve 2012/29-2013/94 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30.11.1999 tarihinde 11.000,00 TL miktarındaki parayı Yurt Ticaret ve Kredi Bankası'nın çalışanlarının yanlış ve kasıtlı yönlendirmeleri sonucunda .... hesabına yatırdığını, ancak kendi amacının bu şekildeki bir bankaya para yatırmak olmadığını, .... Ticaret ve Kredi Bankasına el konulması üzerine parasını çekmek istediğini ancak çekemediğini, .... Ticaret Mahkemesi'nin 2003/244 sayılı dosyası ile dava açtığını, davanın reddedildiğini, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/102 esas sayılı dosyası ile .... ve arkadaşlarının .... ve ....Ticaret ve .... Bankası'nda yaptıkları işlemler nedeniyle cezalandırıldığını, .... Kaza Mahkemesi'nin 7506/10 sayılı dava dosyası ile .... hakkında açılan davanın kabul edildiğini ancak söz konusu bu şirketin tabela şirketi olduğu, kabul edilen miktarı ödeyecek gücünün bulunmadığı, kaldı ki yatırılan paraların ceza mahkemesi kararında da belirtildiği gibi bu şirkete gönderilmediğini ileri sürerek, 11.000,00 TL'nin 30.11.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %84 faiz ile bu tarihten sonra ise avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki, görev, zaman aşımı, sıfat, kesin hüküm itirazlarında bulunduktan sonra davalı banka tarafından gerçekleştirilen işlemin havale işlemi olduğunu, asıl sorumlunun .... olduğunu, davacının davalı banka nezninde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davalının ortak kusurunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ....'ın 30.11.1999 tarihinde, 11.000,00 TL'yi ....Ticaret ve Kredi Bankası .... Şubesi'ne yatırdığı, her ne kadar düzenlenen banka hesap cüzdanında off-shore'un adı gözükse de gerek Ali Avni Balkaner'in ifadesinde, gerek ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/102 esas sayılı kararında belirtildiği üzere mudilerin .... Ticaret ve Kredi Bankası yöneticileri ve çalışanları tarafından kandırılarak bu şekilde işlem yapıldığı, bu paraların hiçbir zaman Yurt Security off-shore'a gitmediği, Yurt Bank'ın Türkiye 'deki bankasında bulunan bir hesapta toplandığı ve .... Grubu'na ait şirketlerin
bu toplanan para ile kredilendirildiği, bankanın çalışanlarının yapmış olduğu bu eylemin suç oluşturan haksız bir fiil olduğu Bankalar Kanununun 1. maddesine göre bankaların karine olarak güven kuruluşu olmaları, Yurt Ticaret ve Kredi Bankasının çalışanlarının bankanın güven kuruluşu olmasına karşın eylemleri ile bu hale ağır şekilde ihmal etmeleri dikkate alınarak davacıların olayda bir kusurunun bulunmadığı, gerek haksız fiili düzenleyen genel hükümlere göre, gerekse TTK'nın 371/5. maddesine göre (Eski TTK 321. madde) bu haksız fiilden banka tüzel kişiliğin de sorumlu bulunduğu, bu banka tüzel kişiliğinin zaman içinde birleştirmeler ve devirler yolu ile davalı İNG Bank’ın tüzel kişiliğinde devam ettiği, bu külli halefiyet nedeniyle davalı ...'ın da verilen zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 11.000,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 30.11.1999 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı,davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ve fer'i müdahil vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,17.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.