MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.12.2013 tarih ve 2010/2-2013/442 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %25 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 28.03.1997 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidildiğini, büyük pay sahibinin iyi niyetli olmayan davranışları ve usulsüz tebliğler sonucu müvekkilinin bu genel kurula katılamadığını, müvekkiline düşen payı büyük gösterilerek artan sermayeden edinmesinin engellendiğini, asıl hedefin şirketi ele geçirmek olduğunu, esasen şirkete girdi gösterilen sermayenin süratle muhasebe yoluyla çıkış gösterildikten sonra diğer payların yönetim kurulu başkanının eline geçtiğini ileri sürerek, danışıklı muhasebe hileleri ile davalı şirketteki davacının ortaklık payını gerçek %25 değerinden aşağı indiren karar ve uygulama işlemleri ile diğer kişiler lehine oluşturulan paylar ve danışıklı devirlerin iptali ile davacının gerçek ortaklık payının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olağan genel kurul gündeminin şirket ortaklarından davacıya bizzat tebliğ edildiğini, gerekli ilanların yapıldığını, sermaye artırımının azınlık hissedarlarının hisselerini küçültme amacını taşımasının söz konusu olmadığını, şirketin almış olduğu yönetim kurulu kararı gereğince tüm ortakların artırılan bedelin onbeş günlük süre içerisinde %25'ni nakden ödenmesini, bu ödeme ile ilgili de tüm ortaklara ödemeye çağrı yapılmasını ve bir günlük sürede iştirak taahhütnamelerini imzalayıp şirkete tevdi etmelerini, bu mükellefi yerine getirmeyen ortaklar yönünden sermaye artırımına iştirak etmek isteyen diğer ortaklara teklif edildiğini, şirket yönetim kurulunun bu karara istinaden davacıya noter kanalı ile ihbarname gönderdiğini, davacının da sermaye artırımına iştirak etmesi için davet edildiğini, ancak davacının verilen süre zarfında sermaye artırımındaki rüçhanlı hisselerini kullanmadığını, bunun üzerine ise 24.04.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile rüçhanlı hisselerini kullanmayan davacı hisselerinin dava dışı ...tarafından kullanılmasına karar verildiğini, sermaye artırımının yerine getirilmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının iddialarının soyut ve ispatlanmaktan uzak olduğu, davalı şirket defter ve kayıtlarında, ayrıca celbedilen banka evraklarında yapılan incelemede, muhasebe hilesine dair açık veri tespit edilemediği, davacının HMK'nın 190. maddesi çerçevesinde ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesi ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy